Bazı insanlar vardır; siz sustukça kendilerini haklı, siz alttan aldıkça kendilerini güçlü, siz tartışmaya girmedikçe kendilerini galip sanırlar.
Oysa bilmedikleri bir şey vardır: Her sessizlik çaresizlikten doğmaz. Her geri çekiliş korkaklık değildir. Ve her cevap vermeyen insan, söyleyecek sözü olmadığı için susmaz.
Bazen insanın söyleyecek o kadar çok sözü vardır ki hiçbirini söylememeyi tercih eder.
Çünkü zamanla öğrenir insan…
Her söze cevap verilmez. Her yanlış düzeltilmez. Her insana kendini anlatmak zorunda değilsindir. Hele ki anlamamakta ısrar eden birine, doğruyu anlatmak için kendini tüketmenin hiçbir anlamı yoktur.
Ne gariptir ki yaşadığımız toplumda sessizlik çoğu zaman yanlış anlaşılır. Sesini yükselten güçlü, son sözü söyleyen haklı, tartışmadan uzak duran ise zayıf kabul edilir.
Oysa sesin yüksekliği, insanın haklılığını göstermez. Bazen en çok bağıran, söyleyecek en az şeyi olandır.
Susmak eziklik değildir.
İnsan bazen karşısındakinin seviyesine inmemek için susar. Bazen kırmamak için, bazen kendisini daha fazla yıpratmamak için… Bazen de verdiği değerin artık karşılık bulmadığını gördüğü için.
Ama nedense herkes susanın neden sustuğunu merak etmek yerine, onun sessizliğinden kendisine bir zafer çıkarmaya çalışır.
İşte asıl yanılgı da burada başlar.
Bir insanın sizinle tartışmıyor olması, sizi haklı bulduğu anlamına gelmez. Size cevap vermemesi, verecek cevabı olmadığı anlamına hiç gelmez. Belki de artık sizinle aynı tartışmanın içinde olmayı kendisine yakıştırmıyordur.
Elbette her suskunluk doğru değildir. Haksızlık karşısında, bir başkasının hakkı çiğnenirken ya da söylenmesi gereken sözün sorumluluğu omuzlarımızdayken susmak, erdem sayılamaz.
Fakat insanın kendi huzurunu korumak için seçtiği sessizlik bambaşka bir şeydir.
Olgunlaşmak biraz da budur. Her mücadeleye girmemek, her söyleneni üzerine alınmamak, her provokasyona karşılık vermemek…
Çünkü hayat, herkese haklı olduğunu ispat etmeye çalışacak kadar uzun değildir.
Bir noktadan sonra insan anlaşılmak için çırpınmayı bırakır. Kendisini yanlış tanıyan herkesi ikna etmekten vazgeçer. Hakkında söylenen her sözün peşinden koşmaz.
Ve en önemlisi, huzurunun bir tartışmayı kazanmaktan çok daha değerli olduğunu anlar.
Kimileri bunu yenilgi sanabilir.
Varsın sansınlar.
Çünkü insanın gerçek gücü, her zaman karşısındakini susturabilmesinde değil, gerektiğinde kendi öfkesini susturabilmesindedir.
Unutmayın; susan herkes kaybetmiş değildir. Bazıları sadece kazanmak için kendinden vazgeçmeyi reddetmiştir.