İnsan bazen yaş aldıkça güçleneceğini sanıyor. Oysa bazı sözler, bazı bakışlar ve yıllar boyunca üzerimize kurulan baskılar içimizde öyle derin izler bırakıyor ki, kaç yaşına gelirsek gelelim kendimiz...
Sosyal medya bize gerçekten ilham mı veriyor, yoksa yavaş yavaş hepimizi aynı kalıba mı sokuyor? Belki de asıl mesele başkası gibi görünmek isterken, kendimiz olmaktan vazgeçmemizdir.
Asgari ücretin temel ihtiyaçlara ancak yettiği bir ekonomik tabloda, tiyatro, konser ve sinema birçok genç için artık sosyal yaşamın değil, ulaşılamayan hayallerin parçası haline geliyor.
Yaz geldiğinde herkesin aklına deniz, güneş ve birkaç gün dinlenmek gelir. Ama bugün Türkiye'de milyonlarca asgari ücretli için tatil planı yapmak bile hayal oldu.
Bazı yaralar gözle görülmez, bazı kırgınlıklar dile gelmez. Kalbin en derin çatlakları, söylenmeyen sözler ve gösterilmeyen sevgilerle oluşur.
Bir kentin ruhunu anlamak istiyorsanız, sadece caddelerine, parklarına ya da meydanlarına bakmanız yetmez. O kentin hangi şarkıları söylediğine, hangi kitapları okuduğuna ve hangi filmleri izlediğine...
Bazı cümleler vardır; kısa görünür ama insanın içine düştüğünde yıllarca çıkamaz. "Sen hiç “hiç” oldun mu?" da onlardan biridir.
Bu bağlantı sizi https://adanatorosgazetesi.net dışındaki bir siteye yönlendiriyor.