Üniversite… Kimi genç için yıllardır hayalini kurduğu özgürlüğün başlangıcı, kimi için ailesinden ilk kez uzaklaşmanın heyecanı, kimi için ise kocaman ve bilinmez bir dünyanın kapısını aralamak demek.
YKS sonuçlarının açıklanması ve üniversite yerleştirmelerinin ardından şimdi gençlerin önünde yeni bir dönem var. Yeni bir şehir, yeni bir okul, yeni arkadaşlar, yeni sorumluluklar…
Ve belki de bütün bunların arasında aynı soru dönüp duruyor:
“Acaba yapabilecek miyim?”
Cevabım çok net: Evet, yapacaksınız.
Ama önce biraz korkacaksınız. Biraz heyecanlanacak, bazen yalnız hissedecek, bazen “Keşke evde olsaydım” diyeceksiniz. Bunların hepsi normal. Çünkü hayatınızda ilk kez birçok şeyi aynı anda değiştireceksiniz.
İlk gün heyecanlanmak çok normal
Üniversitenin ilk günü sınıfa girerken herkesin birbirinden çok daha özgüvenli göründüğünü düşünebilirsiniz.
Bir bakarsınız herkes konuşuyor, gülüyor, birbirini tanıyor gibi…
Siz ise köşede “Ben kiminle arkadaş olacağım?” diye düşünürsünüz.
İşte burada küçük bir sır vereyim:
Muhtemelen sınıftaki birçok kişi sizinle aynı şeyi düşünüyor.
Dışarıdan çok rahat görünen öğrencinin bile içinde “Acaba beni severler mi?”, “Yanlış bir şey söyler miyim?”, “Arkadaş edinebilecek miyim?” gibi sorular olabilir.
Bu yüzden ilk günlerde kendinizi başkalarıyla kıyaslamayın. Herkesin üniversiteye alışma süreci farklıdır.
Arkadaş edinmek için kendinizden vazgeçmeyin
Üniversitede belki de en çok korkulan konulardan biri arkadaş çevresidir.
“Ya arkadaş bulamazsam?”
“Ya yalnız kalırsam?”
“Ya yanlış insanlarla arkadaş olursam?”
Bu soruların hepsi çok anlaşılır.
Ancak arkadaş edinmek için olmadığınız biri gibi davranmayın.
Sırf bir gruba dahil olabilmek için sevmediğiniz şeyleri seviyormuş gibi yapmayın, istemediğiniz davranışlara “evet” demeyin.
Çünkü gerçek arkadaşlık, kendinizi saklamanız üzerine kurulmaz.
İlk günlerde sınıf arkadaşlarınızla konuşun. Yanınızdaki kişiye basitçe “Sen de bu bölüme mi yerleştin?” diye sormak bile bir sohbetin başlangıcı olabilir.
Kulüplere, öğrenci topluluklarına ve üniversitenin etkinliklerine katılın.
Bazen hayatınız boyunca unutmayacağınız arkadaşlıklar, hiç beklemediğiniz bir yerde başlayabilir.
Her tanıştığınız insan hayatınızda kalmayacak
Üniversiteye başlayan gençlerin yaptığı en büyük hatalardan biri, ilk kurduğu arkadaşlıkları sonsuza kadar sürdürmek zorunda olduğunu düşünmektir.
Hayır.
Bazı arkadaşlıklarınız birkaç ay sürecek.
Bazıları birkaç yıl…
Bazıları ise hayatınız boyunca devam edecek.
İnsanlar zaman içerisinde değişir. Siz de değişeceksiniz.
İlk yıl çok yakın olduğunuz bir arkadaşınızla ilerleyen yıllarda yollarınız ayrılabilir. Bu bir başarısızlık değildir.
Önemli olan, size iyi gelen insanlarla sağlıklı ilişkiler kurabilmek.
“Hayır” demeyi öğrenin
Üniversite, özgürlüğün arttığı bir dönemdir.
Ailenizden uzaktaysanız kararlarınızın çoğunu kendiniz vereceksiniz.
Bu özgürlük çok güzel ama beraberinde sorumluluk da getiriyor.
Arkadaşlarınız bir yere gitmek isteyebilir. Siz gitmek istemeyebilirsiniz.
Birileri sizden bir şey yapmanızı isteyebilir. Siz istemeyebilirsiniz.
İşte o zaman “Hayır” diyebilmekten korkmayın.
Bir gruba ait olabilmek için sınırlarınızı aşmayın.
Unutmayın; sizi gerçekten önemseyen insanlar, sınırlarınıza da saygı gösterir.
Dersleri son haftaya bırakmayın
Üniversitenin ilk zamanlarında dersler size kolay gelebilir.
“Daha çok zaman var.”
“Sonra çalışırım.”
“Vizelere daha çok var.”
Bu cümleler bir süre sonra sınav haftasında büyük bir paniğe dönüşebilir.
Lisede alıştığınız çalışma düzeninden farklı olarak üniversitede kimse sürekli “Ders çalıştın mı?” diye sormayacak.
Sorumluluk artık büyük ölçüde sizin.
Bu nedenle ilk haftalardan itibaren ders programınızı takip edin. Notlarınızı düzenli tutun. Anlamadığınız konuları ertelemeyin.
Her gün saatlerce ders çalışmak zorunda değilsiniz. Ancak düzenli olmak, sınav döneminde sizi büyük bir yükten kurtarır.
Parayı yönetmeyi öğrenin
Özellikle ailesinden ayrı yaşayacak gençler için üniversite, bütçe yönetiminin de ilk ciddi deneyimlerinden biri olabilir.
Elinize geçen paranın tamamını ilk haftalarda harcamayın.
Ulaşım, yemek, kırtasiye, barınma ve kişisel ihtiyaçlarınızı önceden hesaplayın.
Küçük bir bütçe planı yapın.
Çünkü ayın son haftasında “Param nereye gitti?” demek istemezsiniz.
Ailenizi özlemeniz güçsüzlük değildir
Belki de en zor konu bu.
Yeni şehrinizde ilk günler çok güzel geçebilir. Her şey heyecan verici gelebilir.
Sonra bir akşam odanıza dönersiniz…
Annenizin yaptığı yemeğini özlediğinizi fark edersiniz.
İşte o an kendinize “Ben burada yapamayacağım” demeyin.
Ailenizi özlemek, yeni hayatınıza alışamadığınız anlamına gelmez.
İnsan aynı anda hem yeni hayatını sevebilir hem de eski hayatını özleyebilir.
Ailenizle düzenli konuşun. Ama kendi hayatınızı kurmaya da izin verin.
Yalnız kalmaktan korkmayın
Üniversitede zaman zaman yalnız kalabilirsiniz.
Arkadaşlarınızın olmadığı bir gün olabilir.
Bir hafta sonunu tek başınıza geçirmek zorunda kalabilirsiniz.
Bunu bir problem olarak görmeyin.
Yalnız kalmayı öğrenmek de büyümenin bir parçasıdır.
Bir kahve içmek, kitap okumak, şehirde yürümek, kütüphaneye gitmek, bir etkinliğe tek başına katılmak size kendinizle vakit geçirmeyi öğretebilir.
Hatta belki de üniversitede tanıyacağınız en önemli insanlardan biri kendiniz olacaksınız.
Yeni şehrinizi keşfedin
Eğer başka bir şehirde üniversite okuyacaksanız, sadece kampüs ile yurt veya ev arasında gidip gelmeyin.
Şehri tanıyın.
Kütüphanelerini, parklarını, müzelerini, kültür merkezlerini, ulaşım sistemini öğrenin.
Yeni şehriniz bir süre sonra sizin de şehriniz olacak.
Kendinize ait küçük bir rutin oluşturun.
Gittiğiniz bir kafe, ders çalıştığınız bir kütüphane, yürüdüğünüz bir park bile zamanla size tanıdık ve güvenli hissettirebilir.
Her şeyi ilk yılda çözmek zorunda değilsiniz
Bölümünüzü sevmeyebilirsiniz.
İlk başta üniversiteniz size beklediğiniz gibi gelmeyebilir.
Arkadaşlıklarınız istediğiniz gibi gitmeyebilir.
Derslerde zorlanabilirsiniz.
Bazen “Yanlış tercih mi yaptım?” diye düşünebilirsiniz.
Panik yapmayın.
Hayatın bütün cevaplarını 18-20 yaşlarında bilmek zorunda değilsiniz.
Üniversite sadece diploma alınan bir yer değildir.
Kendinizi tanıdığınız, ne istediğinizi keşfettiğiniz, hata yaptığınız, yeniden başladığınız ve büyüdüğünüz bir dönemdir.
Kendinizi başkalarının hayatıyla kıyaslamayın
Sosyal medya bu konuda en büyük tuzaklardan biri.
Bir bakarsınız arkadaşınız yeni arkadaşlarıyla çok eğleniyor.
Bir başkası şehir şehir geziyor.
Bir diğeri sürekli başarılı görünüyor.
Siz ise odanızda oturup “Herkes hayatını yaşıyor, bir tek ben geride kaldım” diyebilirsiniz.
Gerçek hayat, sosyal medyada gördüğünüz birkaç fotoğraftan ibaret değil.
Herkesin zorlandığı, ağladığı, korktuğu ve kendini sorguladığı zamanlar var.
Kendi yolunuza bakın.
Ve en önemlisi: Kendinize zaman tanıyın
Sevgili gençler…
Üniversitenin ilk günü hayatınızın nasıl geçeceğini belirlemeyecek.
İlk arkadaşınız ömür boyu arkadaşınız olmak zorunda değil.
İlk sınavınız geleceğinizi belirlemeyecek.
İlk başarısızlığınız sizin başarısız olduğunuz anlamına gelmeyecek.
İlk yalnızlığınız hep yalnız kalacağınız anlamına gelmeyecek.
Her şey zamanla yerine oturacak.
Belki ilk hafta biraz korkacaksınız.
Belki ilk ay evinizi özleyeceksiniz.
Belki ilk dönem “Ben buraya nasıl alışacağım?” diyeceksiniz.
Sonra bir gün fark edeceksiniz ki artık o yabancı şehirde kendi yolunuzu bulabiliyorsunuz.
Kendi arkadaşlarınız, kendi düzeniniz, kendi hayalleriniz oluşmuş.
Ve o gün geriye dönüp ilk günkü halinize gülümseyeceksiniz.
Çünkü üniversite aslında sadece yeni bir okula başlamak değildir.
Üniversite, kendi hayatınızın sorumluluğunu yavaş yavaş elinize almaya başladığınız yeni bir yolculuktur.
Korkun.
Heyecanlanın.
Hata yapın.
Yeni insanlarla tanışın.
Bazen yalnız kalın.
Yeni şeyler deneyin.
Ama bütün bunları yaparken kendiniz olmaktan vazgeçmeyin.
Çünkü üniversiteden alacağınız en değerli diploma, kendi ayaklarınız üzerinde durmayı öğrenmeniz olacak.