Kendisini önemli hissetmek için başkasını değersizleştiren insanların karşısında en büyük silah; sakinlik, mesafe ve sağlam bir özsaygıdır.
Hayatta bazı insanlar vardır; kendilerini güçlü hissetmek için başkalarını küçümser, baskı kurar, sürekli üstünlük sağlamaya çalışır. Onların en büyük yanılgısı ise karşısındaki insanı ezdikçe gerçekten güçlendiklerini sanmalarıdır. Oysa gerçek güç, başkasını susturmakta değil, kendini kontrol edebilmektedir.
Hayatın bir döneminde mutlaka karşımıza çıkarlar. İş yerinde, arkadaş çevresinde, aile içinde, hatta bazen en yakınlarımızın arasında… Sürekli kendisini haklı gören, karşısındakinin sözünü kesen, küçümseyen, baskı kuran ve insanların zayıf noktalarını kullanarak üstünlük sağlamaya çalışan kişilerden söz ediyorum.
Bu insanların ortak bir özelliği vardır: Kendi değerlerini yükseltmek için başkasının değerini düşürmeye çalışırlar.
Bir başkasını küçük düşürdüğünde kendisini daha büyük, karşısındakini susturduğunda kendisini daha güçlü, insanları baskı altında tuttuğunda ise daha önemli hissederler. Fakat burada unutulmaması gereken önemli bir gerçek var: Bir insanın yüksek sesle konuşması, karşısındakini korkutması ya da sürekli üstünlük kurmaya çalışması onun gerçekten güçlü olduğu anlamına gelmez.
Her Tartışmaya Girmek Zorunda Değiliz
Böyle insanlarla karşılaştığımızda yaptığımız en büyük hatalardan biri, onların kurduğu oyunun içine girmektir.
Onlar bağırır, biz bağırırız. Onlar küçümser, biz cevap vermeye çalışırız. Onlar kendilerini kanıtlamaya uğraşır, biz de kendimizi ispat etme ihtiyacı hissederiz.
Oysa bazen verilecek en güçlü cevap, tartışmayı büyütmemektir.
Her söze cevap vermek zorunda değiliz. Her iddiayı çürütmek, herkesin karşısında kendimizi savunmak veya karşımızdaki insana ne kadar değerli olduğumuzu anlatmak zorunda da değiliz.
Çünkü kendinden emin insan, değerini başkasının onayından almaz.
Sınır Koymak Saygısızlık Değildir
Baskıcı insanlara karşı sessiz kalmakla sakin kalmak birbirinden farklıdır.
Sakin olmak, her şeyi kabul etmek değildir.
“Benimle bu şekilde konuşamazsın.”
“Bu davranışını kabul etmiyorum.”
“Fikrime katılmayabilirsin ancak bana saygısızlık edemezsin.”
Bazen birkaç net cümle, uzun tartışmalardan çok daha etkilidir.
Sınır koymak kavga etmek değildir. Aksine, kişinin kendisine duyduğu saygının bir göstergesidir.
Egosunu Beslemeyin
Bazı insanlar karşısındaki kişinin öfkesinden beslenir. Sizi kızdırdıkça, sinirlendirdikçe ve savunmaya geçirdikçe kendilerini güçlü hissederler.
Bu nedenle onların her provokasyonuna tepki vermek yerine, davranışın arkasındaki amacı görmek gerekir.
Sizi küçümsüyor olabilir. Sizi değersiz hissettirmeye çalışıyor olabilir. Sürekli açıklarınızı arıyor olabilir.
Bütün bunların amacı sizi kendisinden daha aşağıda konumlandırmaksa, yapabileceğiniz en doğru şey bu sıralamayı kabul etmemektir.
Ne kendinizi küçültün ne de onu küçültmeye çalışın.
Sadece sınırınızı bilin.
Sessizlik Bazen En Güçlü Cevaptır
Her sessizlik korkaklık değildir.
Bazen susmak, “Söyleyecek sözüm yok” anlamına gelmez. “Senin seviyene inmeyeceğim” anlamına gelir.
Elbette sürekli susmak ve haksızlıklar karşısında hiçbir şey söylememek doğru değildir. Ancak gereksiz tartışmalardan uzak durmak, kişinin ruhsal huzurunu koruması açısından son derece değerlidir.
Çünkü bazı insanlarla tartışmayı kazansanız bile aslında hiçbir şey kazanamazsınız.
Sadece enerjinizi kaybedersiniz.
Kendinizi İspat Etmeye Çalışmayın
Hayatta en yorucu şeylerden biri, kendimizi sürekli başkalarına kanıtlamaya çalışmaktır.
İyi olduğunuzu düşünmüyorsa düşünsün.
Başarınızı küçümsüyorsa küçümsesin.
Sizi anlamak istemiyorsa anlamasın.
Sizin değerinizi belirleyen şey, bir başkasının sizin hakkınızdaki düşüncesi değildir.
Bazen insanın yapabileceği en büyük iyilik kendisine şunu söylemesidir:
“Ben kim olduğumu biliyorum. Bunu sana kanıtlamak zorunda değilim.”
Gerçek Güç Kontrol Etmektir
Başkalarını ezmek kolaydır.
Bağırmak kolaydır.
Korkutmak kolaydır.
İnsanların üzerine yürümek, onları susturmak ve baskı altına almak da kolaydır.
Asıl zor olan, öfkeliyken sakin kalabilmektir.
Asıl güç, elinde fırsat varken başkasını küçük düşürmemektir.
Asıl olgunluk, haklı olduğun bir tartışmada bile karşındaki insanı incitmemeyi seçebilmektir.
Bu yüzden hayatımızda bizi sürekli aşağı çekmeye çalışan insanlara karşı en güçlü tavır; onların yöntemlerini kullanmak değil, kendi değerlerimizden vazgeçmemektir.
Unutmayalım:
Sizi ezmeye çalışan birinin seviyesine inmek zorunda değilsiniz.
Mesafenizi koruyun.
Sınırınızı belirleyin.
Gerektiğinde “hayır” deyin.
Ve en önemlisi, kendinizi başkasının egosunun altında bırakmayın.
Çünkü bazı insanlar başkalarını küçülterek büyüdüğünü sanır.
Oysa insan, başkasını ezdiğinde değil; kimseyi ezmeden güçlü kalabildiğinde gerçekten büyür.