Adana üretimin, emeğin, alın terinin simgesiydi. Bugün ise bu unvan sessizce kayboluyor.

Bir zamanlar Türkiye’nin en güçlü sanayi şehirlerinden biriydi Adana.
Pamuk tarlalarından yükselen makinelerin sesi, fabrikaların bacasından tüten dumanla birleşir; bu şehir “üreten Türkiye’nin kalbi” olarak anılırdı.
Ama o yıllar artık nostaljik bir hatıraya dönüştü. 2000’li yıllarla birlikte Adana’nın üretim gücü, sessiz ama derin bir düşüşe geçti.

SANAYİNİN KALBİ ADANA’YDI

1950’lerden itibaren Çukurova’nın bereketi, Adana’yı sanayi için doğal bir merkez haline getirmişti.
Pamuk üretimi tekstil sektörünü doğurdu; tekstil, makine ve enerji yatırımlarını tetikledi.
Bossa, Sasa, Temsa, Marsa, Gübretaş, Çukobirlik, Sümerbank gibi markalar sadece Adana’nın değil, Türkiye’nin üretim belleğinde yer etmişti.
AOSB’deki bacalar sabah-akşam tüter, her vardiyada binlerce işçi alın teri dökerdi.

“Adana’da güneş, sadece gökyüzünden değil, fabrikaların penceresinden de doğardı,” denilirmiş o günlerde…

2000’Lİ YILLARLA BİRLİKTE GERİ SAYIM BAŞLADI

Ekonominin yön değiştirdiği, üretimin yerine “finans ve inşaat”ın geçtiği dönemde Adana da bundan payını aldı.

Özelleştirmelerle birçok köklü tesis kapandı ya da el değiştirdi.

Tekstil devleri küçüldü, üretim başka illere ve ülkelere kaydı.

Genç iş gücü ya iş bulamadı ya da büyükşehirlere göç etti.
Bugün Adana’da hâlâ güçlü bir sanayi tabanı var ama eski temposu, o canlılığı artık yok.

Bir dönem “sanayinin başkenti” olarak övülen şehir, şimdi “potansiyelini hatırlamaya çalışan” bir kent konumunda.

AOSB AYAKTA AMA YENİ YATIRIM AZ

Adana Hacı Sabancı Organize Sanayi Bölgesi hâlâ Türkiye’nin en stratejik bölgelerinden biri.
Yaklaşık 500’e yakın tesis faaliyet gösteriyor; enerji, plastik, gıda, kimya ve tekstil sektörleri üretimi sürdürüyor.
Ama yeni yatırımcı sayısı geçmiş yıllara göre düşmüş durumda.
Sermaye, teşvik farkları nedeniyle Gaziantep, Konya, Kayseri gibi illere yöneliyor.
Bu da Adana’nın “üretim üssü” olma iddiasını zayıflatıyor.

TARIMLA SANAYİ ARASINDA KAYBOLAN DENGE

Adana’nın bir başka problemi de tarım–sanayi dengesinin bozulması.
Eskiden pamuk, ayçiçeği, mısır gibi ürünler yerli sanayiye hammadde sağlardı.
Şimdi üretici maliyetlerle boğuşurken, sanayici hammaddeyi dışarıdan almak zorunda kalıyor.
Oysa bu kent, tarım ve sanayiyi aynı potada eriten nadir şehirlerden biriydi.

Bugün o sinerji zayıfladı; biri ayakta kalmaya çalışırken diğeri güç kaybediyor.

ADANA TEKRAR PARLAYABİLİR Mİ?

Evet, yeter ki planlı bir dönüşüm başlasın.

Sanayi politikaları yeniden üretim odaklı olmalı,

Genç girişimcilere destek verilmeli,

Üniversite–sanayi işbirliği gerçek anlamda kurulmalı,

Yeşil üretim ve teknolojiye dayalı sanayiye yönelmekten kaçınılmamalı.

Adana hâlâ stratejik bir coğrafyada: limana, enerji hatlarına, tarımsal üretime yakın bir şehir.
Doğru adımlar atılırsa bu topraklarda yeniden duman tüter, yeniden motorlar çalışır.

BU ŞEHİRİN KADERİ DEĞİŞEBİLİR

Adana’nın kaybı, aslında Türkiye’nin üretim ruhunun kaybıdır.
Bu şehir yeniden üretmeye, yeniden kalkınmaya hazır.
Yeter ki “sanayinin başkenti” unvanını geçmişte değil, gelecekte de taşıyabilsin.