Seyhan, Yüreğir ve Çukurova ilçeleri, Şakirpaşa, Gülbahçesi, Denizli ve birçok mahallesi, Adana’nın deprem gerçeğiyle yüzleştiği en kritik noktalar. Kentsel dönüşüm ağır, risk ise her geçen gün büyüyor.
ADANA’NIN YÜKÜ: ESKİ BİNALAR VE DAR SOKAKLAR
Adana, yıllardır “üreten şehir” kimliğiyle öne çıktı ama bugün farklı bir tabloyla karşı karşıya. Özellikle Seyhan ve Yüreğir ilçelerinde yer alan Şakirpaşa, Gülbahçesi ve Denizli mahallelerinde yapı stokunun önemli bir bölümü hâlâ 1980’li ve 1990’lı yıllardan kalma.
Dar sokaklar, düzensiz imar planları ve depreme dayanıksız binalar artık yalnızca “estetik” değil, doğrudan “can güvenliği” sorunu haline geldi.
DÖNÜŞÜM NEDEN AĞIR İLERLİYOR?
Kentsel dönüşüm Adana’da sıkça konuşulsa da sahadaki tablo istenen düzeyde değil.
Yasal süreçlerin uzunluğu, mülkiyet karmaşaları, ekonomik zorluklar ve vatandaşın yeni borçlanmalara çekinceli yaklaşımı, projeleri adeta kilitliyor.
Yüreğir, Seyhan ve Çukurova’daki bazı pilot bölgelerde çalışmalar başlasa da, dönüşümün kentin geneline yayılması için daha cesur adımlar gerekiyor.
DEPREM SADECE BİR FELAKET DEĞİL, BİR UYARI
Uzmanlar Adana’nın deprem riski yüksek şehirler arasında yer aldığını sürekli hatırlatıyor.
Son yıllarda yaşanan sarsıntılar bile mevcut yapı stokunun kırılganlığını açıkça gösterdi.
Bugün harekete geçilmezse, yarın çok geç olabilir.
Kentsel dönüşüm yalnızca bina yenilemek değil; sosyal dokuyu, kent estetiğini ve yaşam güvenliğini birlikte planlamak anlamına geliyor.
YENİ ADANA İÇİN CESUR KARARLAR
Yerel yönetimlerin, üniversitelerin ve meslek odalarının el ele vermesi gerekiyor.
Adana’nın kalbi olan bu mahallelerde yaşayan insanlar, modern ve güvenli konutlara sahip olmayı fazlasıyla hak ediyor.
Adana, tarihiyle, kültürüyle, emeğiyle güçlü bir şehir.
Ama artık bu gücü, sağlam zeminler üzerinde yeniden inşa etme zamanının geldiğini düşünüyorum.