Dün görülen duruşmada Oya Tekin ve Kadir Aydar hakkında tutukluluk hallerinin devamına karar verildi. Her iki isim de kamuoyunda “Aziz İhsan Aktaş suç örgütü davası” olarak bilinen dosya kapsamında yargılanıyor.
Karar, hukuk çevrelerinde ve kamuoyunda yeni bir tartışmayı da beraberinde getirdi: Tutukluluk bir tedbir midir, yoksa fiilen bir cezaya mı dönüşmektedir?
Öncelikle şunu net söylemek gerekir: Bir kişi hakkında mahkeme kesin hüküm vermedikçe o kişi suçlu değildir. Bu, hukukun evrensel ilkelerinden biri olan masumiyet karinesinin temelidir. Anayasa’da da güvence altına alınan bu ilke, yargılamanın sonucunu beklemeden kişilerin kamuoyu önünde mahkûm edilmemesini gerektirir.
Ancak gelinen noktada çelişkili bir tablo ortaya çıkıyor. Davanın “suç örgütü lideri” olarak anılan ismin dışarıda serbest şekilde dolaşması; buna karşılık seçilmiş iki belediye başkanının tutuklu yargılanmaya devam etmesi, kamu vicdanında soru işaretleri oluşturuyor.
Burada mesele bir siyasi görüş meselesi değildir.
Mesele, hukukta ölçülülük ve eşitlik ilkesidir.
Tutukluluk, kaçma şüphesi veya delilleri karartma ihtimali varsa başvurulan bir koruma tedbiridir. Cezanın kendisi değildir. Eğer yargılama süreci uzun sürüyor ve henüz kesinleşmiş bir hüküm yoksa, tutukluluk süresi toplumda “peşin ceza” algısı oluşturabilir.
Elbette dosyanın içeriğini, delilleri ve yargı makamlarının takdirini bilmeden kesin hüküm vermek doğru değildir. Mahkemeler bağımsızdır ve kararlarını dosya kapsamına göre verir. Ancak hukuk yalnızca mahkeme salonlarında değil, kamu vicdanında da anlam kazanır.
Bugün sorulması gereken soru şudur: Aynı dosyada farklı konumdaki isimler için uygulanan tedbirler arasında orantı var mıdır?
Demokrasi, yalnızca sandıkla değil; hukukun üstünlüğüyle güçlenir. Seçilmiş belediye başkanlarının tutuklu yargılanması, şehir yönetiminde de doğrudan etkiler yaratır. Bu durum hem yerel yönetim hizmetlerini hem de seçmen iradesini ilgilendirir.
Unutmayalım: Adalet yalnızca tecelli etmeli değil, aynı zamanda görünmelidir.
Oya Tekin ve Kadir Aydar hakkında henüz kesinleşmiş bir hüküm yok. Yargı süreci devam ediyor. Son sözü mahkeme söyleyecek. Ancak bu süreçte masumiyet karinesinin, ölçülülük ilkesinin ve eşitlik anlayışının titizlikle gözetilmesi; hem hukuk devleti hem de toplumsal güven açısından hayati önemdedir.
Çünkü adalet duygusu zedelenirse, sadece kişiler değil, kurumlara olan güven de yara alır.