Asgari ücret… Bu ülkede her yıl aynı tartışmanın adı. Ama 2025 Türkiye’sinde artık sadece ekonomik bir gösterge değil; toplumun nefes alıp alamadığını gösteren bir hayatta kalma çizgisi.

Bugün açlık sınırı 29 bin lira.
Yoksulluk sınırı 93 bin lirayı geçti.
Asgari ücret? 22 bin lira.
Bazı ailelerde dört kişi çalışsa bile yoksulluk sınırına yaklaşamıyor.

İşte bu yüzden CHP’li Ayhan Barut’un “Asgari ücret en az 60 bin lira olmalı” çıkışı bir siyasi çıkış değil; ülkenin ekonomik gerçeğine tutulmuş soğuk bir projektördür.

Bu ülkede insanlar artık geçinmiyor, hayatta kalmaya çalışıyor

Türkiye öyle bir dönemden geçiyor ki:
“Geçim sıkıntısı” ifadesi bile artık hafif kalıyor.
Pazar filesi, kira, ulaşım, servis ücretleri, okul ihtiyaçları, doğal gaz faturası…
Her biri ayrı bir ekonomi başlığına dönüşmüş durumda.

Enflasyonla mücadele mi? O da artık halkın sırtında

Her açıklama, her “gelecek güzel olacak” sözü, halkın cebine bir şey eklemiyor. Çünkü vatandaşın gerçek enflasyonu markette, pazarda, fırında… Sadece fiyat etiketlerine bakarak bile milletin nabzı tutulur.

Bugün Türkiye’de en büyük lüks; Markete gitmeden önce korkmamaktır.

Devletin “enflasyon düşecek” dediği yerde, market fiyatları haftalık değişiyor. Vatandaş ise her sabah minicik bir umutla akşamüstü bir yıkım arasında sıkışıp kalıyor.

Asgari ücret artık bir ücret değil, bir sessiz çığlık

Bir ülke düşün:

İşçi düşük ücretle çalışıyor, emekli açlık sınırının altında nefes almaya çalışıyor, kira maaşı yutuyor, market faturası eve giren paradan hızlı yükseliyor. Bu şartlarda asgari ücret sadece bir rakam değil… Bir toplumun tükeniş barometresi.

Peki çözüm nerede?

Çözüm tek maddelik değil ama çok belirgin:

· Enflasyonla uyumlu bir ücret belirlenmeli.

· Asgari ücret yılda bir değil, en az 2 kez güncellenmeli.

· Kiraya üst sınır getirilmeli.

· Gıda fiyatları için acil kontrol mekanizmaları devreye alınmalı.

· En düşük gelirli kesim için vergi yükü azaltılmalı.

Son söz: Asgari değil, insanca yaşam haktır

Bir ülkede asgari ücretliler geçinemiyorsa, o ülkede ekonomi değil, hayat geriliyordur. Bugün asgari ücret tartışması bir “rakam tartışması” değildir; bir ülkenin geleceğine dair vicdan tartışmasıdır.

Ve unutmayalım:

İnsanca yaşam, lütuf değil; hak.