Sadece araçlar değil, sabırlar da tükeniyor. Adana trafiği tıkanan bir sistemin aynası.

Adana, bereketli toprakların, güçlü sanayinin, güler yüzlü insanların kenti…
Ama ne yazık ki aynı zamanda trafikte sabrın tükendiği bir şehir haline geldi.
Sabah işe gidiş saatlerinde ya da akşam dönüşlerde Adanalıların ortak kaderi belli: kavşakta durmak, korna seslerini dinlemek, zamanla yarışmak.
Kırmızı ışıklar uzun, yeşiller kısa; yollar dolu, sabır az.

HER KAVŞAKTA AYNI SENARYO

Toros, Kenan Evren, Türkmenbaşı, D-400, Mustafa Kemal Paşa Bulvarı, Balcalı yolu, Ziyapaşa ve Atatürk Caddesi…
Her biri, kendi içinde ayrı birer sabır testi.
Bir kavşakta üç turda geçilebilen ışıklar, yanlış park eden araçlar, toplu taşıma duraklarına yanaşamayan otobüsler…
Tüm bunlar birleşince, Adana’da trafikte geçirilen süre artık sadece “yolculuk” değil, günün aktif bir parçası haline geldi.

SORUN SADECE YOL DEĞİL, DAVRANIŞ

Trafik sıkışıklığı kadar tehlikeli olan bir diğer mesele: sürücü alışkanlıkları.
Sinyal vermeden şerit değiştirenler, bisikletlilere yer bırakmayanlar, yaya geçidinde hız kesmeyenler…
Trafik bir kültür işidir; sadece asfaltla değil, saygıyla akar.
Adana gibi sıcak bir şehirde, direksiyon başında hararetin daha da artmaması için önce bu davranış biçimini değiştirmek şart.

ÇÖZÜM MÜ? MÜMKÜN AMA CESARET GEREKİR

Aslında çözüm zor değil, sadece kararlı bir irade gerektiriyor:
Kavşak düzenlemeleri yeniden ele alınmalı.
Toplu taşıma altyapısı güçlendirilmeli.
Bisiklet yolları, yaya alanları yaygınlaştırılmalı.
Park disiplini sıkı denetlenmeli.
Trafik ışıkları akıllı sistemlerle güncellenmeli.
Kısacası, şehir planı masa başında değil, direksiyon başında düşünülmeli.
Adana artık büyüdü; ama trafiği hâlâ küçük bir kasaba mantığıyla yönetiliyor.

ADANA, AKAN BİR ŞEHİRİ HAK EDİYOR

Zeydan Karalar döneminde başlatılan alt geçit, kavşak ve bulvar çalışmaları önemli bir adımdı.
Ancak nüfusun artışı, araç sayısındaki patlama ve yeni yerleşim bölgelerinin hızla çoğalmasıyla birlikte, mevcut sistem yetersiz kaldı.
Güngör Geçer döneminde bu projelerin devam etmesi, trafiği rahatlatacak yeni aksların açılması şart.
Adana, sadece bir “tarım ve sanayi kenti” değil; aynı zamanda yaşanabilir bir metropol olma yolunda ilerliyor.
Ama bu ilerleyiş, tekerleklerin üstünde değil, aklın rehberliğinde olmalı.

SABIR DEĞİL, ÇÖZÜM GEREK

Adanalı artık sabır istemiyor, çözüm istiyor.
Dakikalarını, yakıtını, sinirini yolda bırakmak değil; zamanını ailesine, işine, yaşamına ayırmak istiyor.
Bu şehir, sadece nehir kenarında değil, yollarında da akmalı.