Kasım ayı enflasyon oranları açıklandı.
Buna göre, Kasım 2025 kira artış oranı yüzde 37,15 olarak hesaplandı.
Rakam soğuk, ama etkisi sıcak; çünkü mutfağa, pazara, kiraya, yani hayatın tam ortasına dokunuyor.

KİRA TÜFE’YE BAĞLI AMA HAYAT HİSSEYE BAĞLI!

Evet, yasa gereği konut kiralarındaki artış oranı 12 aylık TÜFE ortalamasına göre belirleniyor.
Bu ay açıklanan yüzde 37,15’lik oran da bunun sonucu.
Ama sokağa çıkıp vatandaşla konuştuğumuzda tablo bambaşka.
Çünkü kiracının hissettiği enflasyon, TÜİK’in değil; pazardaki, marketteki, faturadaki enflasyon.
Bir kiracı, “TÜFE yüzde 37 ama ev sahibim yüzde 70 istiyor” diyorsa orada sadece ekonomi değil, vicdan da tartışılır hale geldi.

EV SAHİBİ DE MAĞDUR, KİRACI DA

Adaleti terazide bulmak kolay ama hayatın içinde bulmak zor.
Ev sahibi “ben de geçinemiyorum” diyor; kiracı “benim maaşım yerinde sayıyor” diyor.
Orta noktada buluşmak artık imkânsız hale geldi.
Konut krizi, sadece rakamlarla değil; toplumun huzuruyla ölçülmeli.
Çünkü bir ülkenin gerçek refahı, vatandaşının başını soktuğu evdeki güvende olma hissiyle başlar.

PİYASADA BELİRSİZLİK DEVAM EDİYOR

Son iki yılda konut fiyatlarının sürekli artması, kiralık daire bulmayı güçleştirdi.
Yeni kiraya çıkan evlerde fiyatlar adeta uçtu.
Kimi semtlerde kiralar, aynı dönemde yüzde 200’ü aşan oranlarla arttı.
Resmî oranlar yüzde 37, ama gerçek piyasa artışı bunun iki katı.
Kısacası, matematik başka söylüyor, hayat başka.

EKONOMİK GERÇEKLER DEĞİŞMEDEN RAKAMLAR ANLAMSIZ

Yüzde 37,15’lik artış, kâğıt üzerinde makul görünebilir ama vatandaşın gelirine, alım gücüne, gerçek yaşam maliyetine bakınca tablo kararıyor.
Asgari ücretle geçinen bir ailenin, bu orandaki artışı karşılaması mümkün değil.
Kira artık sadece bir barınma bedeli değil, hayatta kalma mücadelesinin bir kalemi oldu.

YENİ YILA DOĞRU “KİRACI–EV SAHİBİ” GERGİNLİĞİ ARTIYOR

Kasım itibarıyla açıklanan oran, Aralık ve Ocak aylarında yapılacak kontrat yenilemelerini de etkileyecek.
Zaten yüksek olan kiralar, yeniden yukarı çekilecek.
Bu durum, hem büyükşehirlerde hem de Adana gibi metropolleşen kentlerde, toplumsal tansiyonu artıracak gibi görünüyor.
Ev sahipleri haklı olabilir, ama kiracılar da yalnız değil.
Bu tablo, bir tarafın değil, sistemin sorgulanması gerektiğini gösteriyor.

BARINMA BİR LÜKS DEĞİL, TEMEL HAKTIR

Ekonomik veriler ne derse desin, barınma bir lüks değil, insan hakkıdır.
Kasım 2025’teki yüzde 37,15’lik oran, sadece bir TÜFE oranı değil; milyonlarca ailenin hayatına dokunan bir adalet testidir.
Bu testten kimse alnının akıyla çıkamıyor.
Çünkü sistem, hâlâ “barınmayı” bir piyasa meselesi olarak görüyor.