Yeni eğitim-öğretim yılı başlarken çocukların heyecanına gölge düşüren kırtasiye masrafları, velileri mutfak ve sağlık harcamalarından kısmak zorunda bırakıyor.

Yeni bir eğitim-öğretim yılının eşiğine geldiğimiz şu günlerde, sokaklarda ve vitrinlerde tatlı bir telaşın hâkim olması beklenir. Oysa bugün kırtasiye reyonlarında gezinen anne babaların yüz ifadelerine baktığınızda, coşkudan ziyade derin bir kaygının gölgesini görüyorsunuz. Çocukların ellerinde hevesle tuttuğu o renkli kalemler, desenli defterler ve cıvıl cıvıl okul çantaları; ailelerin zihninde birer tutku nesnesi olmaktan çıkıp, bütçeyi sarsan birer maliyet kalemine dönüşmüş durumda.

Son yıllarda hayatın her alanında hissedilen ekonomik darboğaz, ne yazık ki eğitim harcamalarını da teğet geçmedi. Defterden silgiye, boya kalemlerinden beslenme çantasına kadar en temel kırtasiye malzemelerindeki fiyat artışları, dar ve orta gelirli ailelerin belini büküyor. Bir çocuğun okula başlaması ya da sınıf geçmesi için gereken asgari ihtiyaç listesi dahi, birden fazla asgari ücretin ya da aylık ev bütçesinin önemli bir kısmını elden çıkaracak seviyelere ulaştı.

Eğitim, bir toplumun geleceğine yaptığı en temel yatırımdır ve anayasal bir haktır. Ancak gelinen noktada, okul masrafları neredeyse lüks bir tüketim maddesi kadar erişilmesi zor bir hale gelmiştir. Birden fazla çocuğu okula giden bir ailenin yaşadığı çaresizliği anlamak zor değil. Anne babalar, evlatlarının eksik malzeme yüzünden sınıf arkadaşlarına karşı mahcup olmaması için mutfak masrafından, kendi kişisel ihtiyaçlarından, hatta sağlık harcamalarından kısmak zorunda kalıyor. Okul alışverişi artık mutlu bir heyecan değil, ince hesapların ve mecburi feragatlerin yapıldığı stresli bir süreç.

Sosyal devlet anlayışının ve toplumsal dayanışmanın en çok ihtiyaç duyulduğu anlar bu zamanlardır. Yerel yönetimlerin, sivil toplum kuruluşlarının ve hayırseverlerin sunduğu desteğin kapsamı genişletilmeli; temel eğitim araç-gereçleri üzerindeki vergi yükleri hafifletilmeli ya da dar gelirli ailelere doğrudan kırtasiye desteği sağlanmalıdır. Çocukların eğitim hakkı, ailelerinin ekonomik gücüyle sınırlandırılmamalıdır.

Sırasına oturan her çocuğun elinde kaleminin, önünde defterinin eksiksiz olması; sadece o ailenin değil, bütün bir toplumun sorumluluğudur. Unutmayalım ki, ekonomik zorluklar nedeniyle bir çocuğun sırtındaki çantayı hafifletemezsek, geleceğimizin yükü her geçen gün daha da ağırlaşacaktır.