Takvimler sonbaharın en serin günlerini yaşarken, kasım ayının ilk haftası yüreğimizi ısıtan çok özel bir anlamla taçlanır: 29 Ekim - 4 Kasım Kızılay Haftası. Bu hafta, sadece kırmızı bir hilalin simgelediği bir kurumun kuruluş yıl dönümünü kutlamaktan çok öte, insanlığın ortak vicdanının, karşılıksız sevginin ve zor anlarda uzatılan o can kurtaran elin hatırlandığı, idrak edildiği mukaddes bir zaman dilimidir.

Dünyanın neresinde olursa olsun, dil, din, ırk, mezhep veya coğrafya fark etmeksizin gözyaşını silen, mağdurlara umut, mazlumlara sığınak olan bir yapı düşünün. İşte Kızılay, tam da bu felsefenin adıdır. Bir çadırın altında yeniden kurulan hayatların, bir torba kanla hayata bağlanan yorgun gözlerin ve en umutsuz anlarda kapıyı çalarak "Yalnız değilsin" diyen o sıcak sesin ta kendisidir.

Tarih boyunca bu topraklar nice felaketler, nice sınavlar gördü. Depremler sarsarken şehirlerimizi, seller alıp götürürken yuvaları, en önce kimin sesini duyduk? Göğsünde kırmızı hilali taşıyan o fedakâr neferlerin, geceyi gündüze katarak koşturan gönüllülerin sıcacık çorbalarını, açtıkları şefkat çadırlarını unutmak mümkün müdür? Kızılay, sadece bir yardım kuruluşu değil; bu milletin imece kültürünün, paylaşma aşkının ve insan sevgisinin en somut, en asil halidir.

Bugün bizler güvenle evlerimizde otururken, yarın ne olacağımızı bilmeden yaşarken; kışın dondurucu soğuğunda ya da yazın kavurucu sıcaklığında birilerinin bizim için daima nöbette olduğunu bilmek ne büyük bir huzurdur. O nöbet, karşılık beklemeyen bir vicdan nöbetidir. Ve o nöbeti tutanlar, bazen bir aş evinde kepçe sallayan, bazen deprem enkazında umut arayan, bazen de bir hastane köşesinde can damarı olan fedakâr gönüllülerdir.

Özellikle kan bağışının hayatî önemini hatırladığımız bu günlerde, Kızılay'a verdiğimiz her damla kanın, aslında bilmediğimiz bir cana "yaşa" demek olduğunu aklımızdan çıkarmamalıyız. Bir insanın hayatını kurtarmanın, bütün insanlığı kurtarmakla eşdeğer olduğunu bize öğreten bu köklü çınara omuz vermek, hepimiz için insani bir sorumluluktan öte, vicdani bir borçtur.

29 Ekim - 4 Kasım Kızılay Haftası vesilesiyle, kurucusundan bugüne kadar bu kutsal bayrağı gururla taşıyan, dünyanın dört bir yanında dil, din, ırk gözetmeksizin insanlığın yardımına koşan tüm Kızılay çalışanlarına ve gönüllülerine sonsuz şükranlarımızı sunuyoruz. İyi ki varsın Kızılay; senin o şefkatli elin bu topraklardan hiç eksik olmasın. Çünkü biliyoruz ki, kırmızı hilal gökyüzünde parladığı sürece, insanlık da umudunu asla kaybetmeyecektir.