İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin kabulünün üzerinden 77 yıl geçmesine rağmen, dünya hâlâ eşitlik, adalet ve insan onuru sınavından geçiyor. 10 Aralık, bu gerçeği yeniden hatırlatan bir vicdan çağrısı niteliğinde.

Yetmiş yedi yıl önce kabul edilen İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, insanlığın ortak vicdanının kâğıda dökülmüş hâliydi. Savaşların, yıkımların ve toplu acıların ardından dünya, “Bir daha asla” diyerek insan onurunu korumak için evrensel bir sözleşme imzalamıştı.

Bugün 10 Aralık…
Peki, o sözün yankısı hâlâ duyuluyor mu?

Bir yanımıza dönüyoruz; savaşlar, sürgünler, evlerinden koparılan çocuklar, kimliği nedeniyle hedef alınan insanlar…
Diğer yanımıza dönüyoruz; adliyelerin önünde adalet arayanlar, iş cinayetlerinde yitip giden hayatlar, sokakta korunması gereken canlara bile kıymet veremeyen bir toplumsal düzen…

İnsan haklarının en büyük sınavı, aslında yalnızca devletlerin değil; biz bireylerin günlük hayatlarında verdiği küçük ama etkili kararlarda gizli.

Bir çocuğun elinden tutup ışığa çıkarmak da,
bir yabancıyı ötekileştirmek de,
bir kadına ses olan da, susup geçiştiren de biziz.

İnsan hakları, çoğu zaman büyük salonlarda yapılan konuşmalarla anılsa da gerçek hayatın içinde sessizdir. İşte o sessizlik, bazen bir sınıfta öğretmenin yok saydığı bir çocukta, bazen bir hastane koridorunda bekletilen yaşlı bir insanda, bazen de bir sokak arasında görünmez kılınan bir gençte duyulur.

Asıl mesele şudur:
İnsan haklarını savunmak, yalnızca mağdur olduğumuzda değil, başkalarının hakkı çiğnendiğinde de ses çıkarabilmektir.

Bugün 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü.
Kutlamak için değil…
Hatırlamak için.
Unutmanın nelere mal olduğunu bir kez daha görmek için.

Haklarımızı konuştuğumuz bir günde, aynı zamanda sorumluluklarımızı da konuşabilmeliyiz. Çünkü insan hakları, yalnızca talep ettiğimiz değil, korumakla yükümlü olduğumuz değerlerdir.

Dünyanın, insanın insana karşı en acımasız sınavlarından geçtiği bu dönemde, belki de kendimize sormamız gereken tek soru şudur:

“Ben, bugün bir insanın hakkını savunmak için ne yaptım?”

Bu soruya verecek bir cevabımız olduğunda,
10 Aralık’ın bir anlamı olacak.