Her yıl Ekim ayında Adana’nın kalbi Merkez Park’ta atar. Dumanı üstünde kebaplar, şalgamın ekşi serinliği, şırdanın gizemli cazibesi… Adana Lezzet Festivali, sadece bir yemek şöleni değil; Çukurova’nın bereketli toprağından yükselen kültürel bir manifestodur. Ancak son yıllarda bu festivalin ruhu biraz gölgelenmiş gibi. Neden mi?
Lezzet Festivalinin Katkısı Ne?
2024’te 800 binden fazla ziyaretçi ağırlayan festival, Adana ekonomisine tam 3.7 milyar TL katkı sağladı.
Otellerdeki 13 bin yatak kapasitesi doldu, çevre illerdeki konaklama tesisleri bile etkilendi.
76 stant, 48 kadın kooperatifi ve 13 belediye standı ile yerel üreticiye alan açıldı.
Tarım Zirvesi, Michelin yıldızlı şeflerin sunumları, gastroshowlar ve panellerle gastronomi turizmine yön verdi
Peki ya festivaldeki eksikler?
Festival alanında satılan ürünlerin fiyatları, dışarıdaki restoranlarla neredeyse aynı. Vatandaş “festivalde ucuzluk olur” beklentisiyle geliyor ama hayal kırıklığı yaşıyor.
Hijyen ve oturma alanı eksikliği, özellikle çocuklu aileler için ciddi bir sorun.
Tanıtım faaliyetlerinin İstanbul gibi şehirlerde yapılması, yerel halkın dışlanmış hissetmesine neden oluyor.
Stand Ücretleri Cep Yakıyor mu?
Festivalde stant açmak isteyen işletmeler için ücretler oldukça yüksek. Küçük esnaf için bu maliyetler caydırıcı olabiliyor.
Başvurular sınırlı süreli ve kontenjanlı; bu da fırsat eşitliğini zedeliyor.
Festival Neden Geriye Gidiyor?
Festivalin “halktan kopuk” bir organizasyona dönüşmesi en büyük tehlike. Lüks sofralar, etkileyen davetleri, VIP alanlar… Oysa bu festivalin ruhu sokakta, halkın içinde.
Her yıl artan maliyetler ve sponsor baskıları, festivalin özgünlüğünü törpülüyor.
Bazı vatandaşlar, “festival yapılıyor ama biz sadece kokusunu alıyoruz” diyerek tepkilerini dile getiriyor.
Gerçek lezzet paylaşınca güzel
Adana Lezzet Festivali, sadece kebap değil; bir kültürün, bir halkın, bir coğrafyanın hikâyesidir. Ama bu hikâyeyi herkesin okuyabilmesi için sayfaların herkese açık olması gerekir. Festivalin geleceği, yerel üreticiye, sade vatandaşa ve genç kuşaklara ne kadar alan açtığıyla ölçülecek.
Adana’nın ateşiyle pişen bu festival, umarız yeniden halkın sofrasına döner. Çünkü gerçek lezzet, paylaşınca güzel.