Bazı haberler vardır… Bir gazeteci olarak yazmaya başlarsınız ama her kelime kalbinize saplanır. Cümleler titrer, harfler bulanır, satırlar gözyaşına karışır. Bu defa öyle bir haber geldi ki; yüreğimizin tam ortasına düştü.

Azerbaycan’ın 8 Kasım Zafer Günü’ne katıldıktan sonra vatan toprağına dönmek üzere havalanan C130 Herkül tipi kargo uçağımız, Azerbaycan-Gürcistan sınırında paramparça oldu.
O uçakta, görevini tamamlayıp evine, birliğine, sevdiklerine dönmekte olan 20 kahraman askerimiz vardı.
Ve şimdi hepsi, adlarını “şehitler” listesine altın harflerle yazdırdı.

Haberin geldiği an, sanki tüm Türkiye bir anlığına nefesini tuttu.
Gökyüzü bile karardı o sabah…
Çünkü o 8 bin metre yükseklikte yalnızca bir uçak düşmedi;
bir annenin duası, bir babanın gururu, bir çocuğun özlemi de düştü.
Ama biliyoruz ki, şehitler ölmez.
Onlar şimdi sonsuz mavilikte, gökyüzünün en parlak yıldızları olarak parlıyorlar.

Belki kimileri “mesleklerinin gereğiydi” diyecek,
ama onlar için bu sadece bir meslek değil, bir vatan görevi, bir iman borcuydu.
Uçaklarının kuyruğunda bir bayrak, kalplerinde bin yıllık bir tarih taşıyorlardı.
Görev ne kadar zor olursa olsun, “emir” dediler, kalktılar,
ve bir daha yere inmediler...
Artık sonsuza dek vatan toprağındalar.

Oysa her biri bir hikâyeydi.
Birinin nişanı yakındı, birinin yeni doğan çocuğunu görmeye ömrü yetmedi,
bir diğeri, memleketine gideceği iznin günlerini sayıyordu.
Hayatlarının en güzel çağında, göğe yükseldiler.
Onlar bu milletin en cesur evlatlarıydı —
ve şimdi en sessiz kahramanlarımız oldular.

Acı büyük…
Ama bu acının içinde, tarifsiz bir gurur da var.
Çünkü biz biliyoruz ki bu topraklar, onların kanıyla vatan oldu.
Her şehidin ardından yeniden hatırlıyoruz:
Bu ülke, adını yüreklere kazıyan isimsiz kahramanlarla ayakta duruyor.

Bu satırları yazarken, kalbimde tek bir cümle yankılanıyor:
“Onlar bu vatanın zirvesindeler.”
Gökyüzüne kanat çırpan o yirmi yiğit, artık yalnızca asker değil;
bu milletin vicdanında yankılanan sonsuz birer dua oldular.

Ruhları şad, mekânları cennet olsun.
Unutulmayacaksınız.
Ne bugün, ne yarın…
Ne de bu bayrak bu gökte dalgalandıkça.