Yaz geldi, sahiller doldu, oteller sezonu açtı. Ancak milyonlarca asgari ücretli için tatil planı yapmak bir lüks değil, neredeyse imkânsız hale geldi.
Yaz mevsimi geldiğinde sosyal medya rengârenk tatil fotoğraflarıyla doluyor. Denizin mavisi, gün batımı manzaraları, sahil yürüyüşleri... İnsan ister istemez birkaç gün de olsa dinlenmenin hayalini kuruyor.
Ama o hayal, herkes için aynı değil.
Bugün Türkiye'de milyonlarca asgari ücretli için tatil yapmak, bırakın planlanmayı, konuşulması bile zor bir konu haline geldi. Çünkü ay sonunu getirme telaşı içinde yaşayan bir ailenin önceliği valiz hazırlamak değil, mutfak masrafını karşılamak oluyor.
Eskiden insanlar yıl boyunca birikim yapar, yaz geldiğinde birkaç günlüğüne de olsa denize gidebilirdi. Şimdi ise birçok aile için bırakın otelde konaklamayı, günübirlik sahil gezisi bile ciddi bir bütçe gerektiriyor.
Yol masrafı, yakıt, otobüs bileti, yeme-içme, şezlong, şemsiye derken daha denize girmeden cüzdanın önemli bir kısmı boşalıyor. Çocuklu bir aile için ise bu maliyet katlanarak artıyor.
Elbette tatil kimileri için bir lüks olabilir. Ama dinlenmek, nefes almak ve ailesiyle birkaç gün geçirebilmek aslında herkesin ihtiyacı. Sürekli çalışan, üreten ve ülke ekonomisine katkı sağlayan insanların yılda birkaç gün dinlenebilmesi bir ayrıcalık değil, insani bir beklentidir.
Bugün birçok asgari ücretli, yaz tatilini televizyon ekranlarından ya da sosyal medyada başkalarının paylaşımlarını izleyerek geçiriyor. Çocuklarına "Bu yıl da seneye gideriz" demek zorunda kalan anne babaların sayısı her geçen yıl artıyor.
Ekonomik koşulların zorlaştığı dönemlerde insanlar önce tatilden vazgeçiyor. Çünkü tatil, temel ihtiyaçlar karşılandıktan sonra düşünülebilecek bir harcama olarak görülüyor. Ancak temel ihtiyaçların bile karşılanmakta zorlandığı bir ortamda tatil, doğal olarak listenin en sonuna düşüyor.
Turizm denildiğinde akla çoğu zaman oteller, doluluk oranları ve yabancı turist sayıları geliyor. Oysa madalyonun diğer yüzünde, kendi ülkesinde denizi görmeye hasret kalan milyonlarca vatandaş da var.
Belki de artık şu soruyu sormanın zamanı geldi:
Çalışan bir insanın yılda birkaç gün tatil yapabilmesi gerçekten bu kadar ulaşılmaz bir hayal mi olmalı?
Çünkü tatil sadece denize girmek değildir.
Tatil; dinlenmektir, nefes almaktır, ailesiyle kaliteli zaman geçirebilmektir.
Ve bunlar, yalnızca geliri yüksek olanların değil, emeğiyle geçinen herkesin hakkıdır.