Adana’da kiralar artık yalnızca ev arayanların değil, şehirde yaşamaya çalışan herkesin ortak sorunu hâline geldi. Merkez ilçelerde hızla yükselen fiyatlar, barınmayı bir tercihten çıkarıp ciddi bir geçim krizine dönüştürürken, bu sessiz sorun kentin gündeminde hâlâ hak ettiği yeri bulamıyor.
Adana’da son yıllarda hayatın pahalılaştığını söylemek artık bir tespit değil, sıradan bir cümle.
Ama bu pahalılığın en sert hissedildiği alanlardan biri, nedense en az konuşulanı: kiralar.
Çukurova, Seyhan ve Sarıçam başta olmak üzere merkez ilçelerde ev aramak, bugün başlı başına bir kriz. “Uygun ev” kavramı neredeyse tamamen ortadan kalkmış durumda. Asgari ücretle çalışan bir yurttaş için değil, ortalama maaş alan biri için bile kira ödemek ciddi bir mücadeleye dönüşmüş hâlde.
Bu sadece ekonomik bir mesele değil; bu, kentin yaşam biçimini doğrudan etkileyen bir sorun.
Merkezden uzaklaşan aileler, çocuklarını daha uzun mesafelere okula göndermek zorunda kalıyor. İşe gidiş geliş süreleri uzuyor, ulaşım masrafı artıyor, sosyal hayat daralıyor. Şehir büyürken, insanların hareket alanı küçülüyor.
Daha da önemlisi şu: Adana’da kiralar yükselirken, buna eşlik eden bir konut politikası konuşulmuyor.
Ne sosyal konutlar, ne kiralık konut üretimi, ne de piyasayı dengeleyecek yerel adımlar gündemde. Herkes sorunun farkında ama çözüm, hep bir başkasından bekleniyor.
Bu sessizlik, zamanla normalleşmeye dönüşüyor.
İnsanlar artık “bu fiyata da şükür” noktasına itiliyor. Oysa barınma, lüks değil; temel bir ihtiyaç.
Adana’da kiralar yükseldikçe sadece evlerin fiyatı artmıyor.
Kaygı artıyor, belirsizlik artıyor, geleceğe dair güvensizlik büyüyor.
Ve bütün bunlar, yüksek sesle konuşulmadığı için daha da derinleşiyor.