Türkiye’nin bereket ambarı, güneşin en sıcak gülümsemesini eksik etmediği Çukurova, şu günlerde bambaşka bir sınav veriyor. Ocak ayının o keskin, ayaz geceleri, Adana ve Mersin ovalarının üzerine adeta kara bir örtü gibi çöktü.

Meteoroloji ekranlarında gördüğümüz o “eksi” değerler, sokaktaki insan için sadece bir palto daha giymek demekken; Çukurova çiftçisi için uykusuz geceler, titreyen eller ve avuçlarından kayıp giden bir yıllık emek demek.

Gece Yarısı Nöbeti: Ateşle Soğuğun Savaşı

Son bir haftadır, gece yarısından sonra köyleri gezseniz, narenciye bahçelerinin arasında yükselen dumanları ve yanan lastikleri görürsünüz. Bu bir kutlama değil, bir hayatta kalma mücadelesi. Çiftçimiz, termometre -1’i, -2’yi gördüğünde ocağındaki ateşi değil, bahçesindeki ateşi harlıyor. Tek bir amaç var: Bahçedeki sıcaklığı sadece birkaç derece yükseltebilmek ve o nazlı limonların, portakalların hücrelerinin patlamasına engel olmak.

Ancak doğayla inatlaşmak her zaman mümkün olmuyor. Çukurova’nın birçok bölgesinde buz tutan sadece dallar değil; üreticinin borç ödeme hayalleri, çocuğunun okul masrafı ve gelecek yılın gübre parası oldu.

Tarlada Donan, Mutfakta Yanar

Şunu iyi anlamamız gerekiyor: Çukurova’da limonun dalında donması, sadece Adana’nın meselesi değildir. Bugün dalında buz tutan her meyve, yarın İstanbul’da, Ankara’da, İzmir’de manav tezgahına "fiyat artışı" olarak yansıyacak. Üretici kaybederken, tüketici de bu faturayı ödeyecek.

Sadece narenciye de değil; erkenci sebze ekimleri, seralar ve yeni filizlenen umutlar da bu dondan nasibini aldı. Hasat edilmeyi bekleyen tonlarca ürün, şimdi "sanayi tipi" yani meyve suyu fabrikalarına çok düşük fiyatlarla verilmek zorunda kalacak ya da çöpe gidecek.

Sorumluluk Kimde?

Peki, her yıl benzer sahneleri izlemek zorunda mıyız?

TARSİM Sorunu: Tarım sigortaları (TARSİM) kapsamındaki dar boğazlar ve prim yükseklikleri nedeniyle birçok küçük üretici bahçesini sigortalatamıyor. Sigortası olanlar ise ekspertiz raporlarındaki "hasar tespit" kriterlerinden dertli.

Teknolojik Yetersizlik: Don pervaneleri ve modern sulama sistemleri gibi "don önleyici" teknolojiler hâlâ lüks kategorisinde.

Sonuç Olarak...

Çukurova çiftçisi cefakardır; sıcağa şerbetli, zorluğa alışkındır. Ama bu soğuk başka bir soğuk. Bu, üreticinin belini büken, toprağa olan küskünlüğünü artıran bir afet. Yetkililerin bir an önce bölgeyi mercek altına alması, zarar tespitlerini kağıt üzerinde değil, vicdan süzgecinde yapması gerekiyor.

Eğer bugün o dalları koruyamazsak, yarın o ağaçları kesecek baltaların sesini duymaya başlarız. Ve unutmayın; çiftçisi üşüyen bir ülkenin, mutfağı asla ısınmaz.