Takvimler 1 Eylül’ü gösterdiğinde, yargı camiası için olduğu kadar bu ülkede adalet arayan her birey için de yeni bir maraton başlar. Adli yılın açılışı, yalnızca mahkeme salonlarının kapılarının yeniden aralandığı rutin bir takvim yaprağı değildir; aynı zamanda bir toplumun vicdanının, hak arama hürriyetinin ve hukuk devleti olmanın yeniden test edildiği kritik bir eşiktir.

Cüppelerin giyildiği, kürsülerin dolduğu ve yeni beklentilerin dile getirildiği bu özel günde, dönüp arkaya bakmak ve önümüzdeki yıla dair gerçekçi bir bilanço çıkarmak zorundayız.

Adalet, bir ülkenin omurgasıdır. O omurga zedelendiğinde, toplumun hiçbir kesimi kendini güvende hissedemez. Bugün yeni bir adli yıla girerken, avukatından hakimine, savcısından mübaşirine kadar tüm yargı emekçilerinin omuzlarında ağır bir yük var. Dosya yükü altından ezilen mahkemeler, uzun süren yargılamalar, savunma hakkının kısıtlandığına dair kaygılar ve en önemlisi toplumun vicdanını yaralayan cezasızlık algısı, bu dönemin en temel çözülmeyi bekleyen meseleleridir. Vatandaşın adalete olan inancını pekiştirmek, sadece yasaları uygulamakla değil, o yasaların arkasındaki hakkaniyet duygusunu hissettirmekle mümkündür.

Hukukun üstünlüğü ilkesi, bir lütuf değil, demokratik bir düzenin var olabilmesinin tek ve mutlak şartıdır. Güçlünün değil haklının korunduğu, kanun önünde tam bir eşitliğin sağlandığı, kararların sadece vicdanlara ve evrensel hukuk normlarına dayandığı bir yargı sistemi, huzurlu bir toplumun da temelidir. Savunmanın kutsallığı ilkesinin masada hak ettiği yeri bulduğu, avukatların mesleklerini icra ederken engellerle karşılaşmadığı, bağımsız ve tarafsız bir yargı mekanizması, geleceğe umutla bakabilmemiz için en büyük güvencemizdir. Unutulmamalıdır ki bağımsız olmayan bir yargı, ne bireylerin haklarını koruyabilir ne de toplumsal barışı tesis edebilir.

1 Eylül Yeni adli yıl; sadece hukuki metinlerin güncellendiği değil, adalet duygusunun en kılcal damarlara kadar yeniden tesis edildiği bir dönem olmalıdır. Her vatandaşın mahkemeye girdiğinde "hakkımı alacağım" inancını taşıdığı, geciken adaletin adalet olmadığını idrak eden bir anlayışla yola devam edilmesi gerekmektedir. Adaletin erken, adil ve tarafsız tecelli ettiği bir ülke, ekonomik olarak da sosyal olarak da hak ettiği huzuru bulacaktır. Yeni adli yılın, ülkemize, tüm yargı çalışanlarına ve hakikati arayan herkese adalet, huzur ve liyakat getirmesini diliyorum.