Spor, yalnızca ter atılan bir alan değildir.
Spor; disiplinin, özgüvenin, saygının ve karakterin adım adım inşa edildiği sessiz ama güçlü bir okuldur. Hele ki çocuk yaşta başlayan spor, bir ömrün duruşunu belirler.
İşte tam da bu noktada, Ergenekon Spor Kulübü gibi kulüplerin yaptığı iş, bir spor faaliyeti olmanın çok ötesine geçiyor.
Kulübün başkanı ve aynı zamanda antrenörü olan İsmail Büyükyolaçan, yıllara dayanan tecrübesiyle çocuklara sadece dövüş teknikleri öğretmiyor; hayata nasıl durmaları gerektiğini de anlatıyor. Ringte atılan her adım, hayatta atılacak adımların provası gibi…
Hafta içi ve hafta sonu düzenlenen antrenmanlarla çocuklar güvenli bir ortamda spor yapıyor. Ama asıl kazanım burada başlıyor:
Sorumluluk almayı öğreniyorlar.
Kurallara uymayı öğreniyorlar.
Birlikte hareket etmeyi, takım olmayı öğreniyorlar.
Özellikle 6-11 yaş grubuna özel programlar, sporun temelini küçük yaşta atmayı hedefliyor. Çünkü erken yaşta kazanılan spor disiplini, çocuğun tüm yaşamına sirayet ediyor. Bu yaşlarda öğrenilen sabır, odaklanma ve azim; ilerleyen yıllarda okulda, işte, hayatta karşılarına çıkacak engelleri aşmalarını kolaylaştırıyor.
Büyükyolaçan’ın ifadesiyle salon, her gün çocuklara ve gençlere açık. Bu cümle aslında çok şey anlatıyor.
Çünkü açık olan sadece bir spor salonu değil;
aynı zamanda bir umut kapısı.
Ergenekon Spor Kulübü’nün kapısından içeri giren her çocuk, sadece yumruk atmayı ya da savunma yapmayı öğrenmiyor. Kendine inanmayı öğreniyor. Ayakta kalmayı öğreniyor. Kaybettiğinde yeniden ayağa kalkmayı öğreniyor.
Bugün spor salonunda ter döken bu çocuklar, yarın hayatta dimdik duran bireyler olacak.
Ve işte bu tablo…
Bu şehir, bu ülke ve geleceğimiz adına gerçekten umut verici.