Bazı insanlar vardır; bir şehirle özdeşleşir. Adını andığınızda sadece bir kişiyi değil, bir dönemi, bir emeği ve bir ruhu hatırlarsınız. Adana spor camiası için Nihat Söyler işte tam da böyle bir isimdi.
Onu tanıyanlar bilir… Salona girildiğinde önce disiplin hissedilirdi. Saatinde başlayan antrenmanlar, yarım bırakılmayan setler, mazeret kabul etmeyen bir çalışma anlayışı. O salonun kapısından içeri giren herkes bilirdi ki orada bahane değil emek konuşur. Ter dökülmeden, sınırlar zorlanmadan hiçbir başarı gelmezdi.
Ama o sert disiplinin arkasında yumuşak bir yürek vardı. Sporcularını sadece birer atlet olarak değil, birer evlat gibi görürdü. Hatalarına kızar ama vazgeçmezdi. Düşene el uzatır, pes edeni ayağa kaldırırdı. Çünkü onun için spor, yalnızca bedeni değil karakteri de inşa etmenin yoluydu.
Vücut geliştirme denildiğinde çoğu kişinin aklına kas, estetik ve sahne gelir. Oysa Nihat Hoca için mesele bundan çok daha fazlasıydı. O, gençlere aynaya baktıklarında yalnızca fiziksel değişimi değil; sabrı, iradeyi ve karakteri görmeyi öğretirdi. “Demiri kaldırmadan önce zihnini kaldıracaksın” dediği söylenir. Bu söz aslında onun hayat felsefesinin özeti gibiydi.
Adana’da vücut geliştirme branşının gelişmesinde büyük pay sahibi oldu. O yıllarda belki imkânlar bugünkü kadar geniş değildi ama inanç vardı. İmkânsızlıkları bahane etmeyen bir anlayış vardı. Nice genç onun salonunda sporla tanıştı. Kimisi kötü alışkanlıklardan uzaklaştı, kimisi özgüven kazandı, kimisi hayata yeniden tutundu.
Şampiyonluklar elbette geldi. Kupalar, madalyalar, dereceler kazanıldı. Ama bugün geriye baktığımızda görüyoruz ki asıl başarı o kupalarda değil, yetiştirdiği insanlarda saklıydı. Sokakta selam veren, mesleğinde başarılı olmuş, ailesine sahip çıkan nice sporcu onun disiplininden, öğütlerinden ve örnekliğinden geçti.
O sadece bir antrenör değildi. Bir rehberdi. Bir ağabeydi. Gerektiğinde bir baba şefkati gösteren, gerektiğinde sert bir öğretmen olan bir karakterdi. Spor salonu onun için dört duvardan ibaret değildi; orası bir hayat okuluydu.
Şehirler, böyle isimlerle güçlenir. Spor camiası, böyle karakterlerle büyür. Onların varlığı bir güven duygusu verir. “Bu şehirde sağlam insanlar var” dedirtir. Nihat Söyler de Adana için böyle bir güven sembolüydü.
Onu uğurlarken aslında bir dönemi de uğurluyoruz. Eski usul disiplinin, sözün senet olduğu zamanların, emeğin her şeyin önünde tutulduğu bir anlayışın temsilcilerinden biriydi o.
Ama biliyoruz ki gerçek ustalar aramızdan ayrılsalar da izleri silinmez. Yetiştirdiği her sporcuda, verdiği her öğütte, kazandırdığı her değerde yaşamaya devam edecek. Her barfiks demirinde, her ağırlık plakasında, her “bir tekrar daha” cümlesinde onun sesi yankılanacak.
Adana bir değerini kaybetti.
Spor camiası bir ustasını yitirdi.
Geride terle yoğrulmuş bir hayat, disiplinle örülmüş bir miras ve yüzlerce öğrencinin kalbinde silinmeyecek bir iz bıraktı.
Allah rahmet eylesin.
Mekânı cennet olsun.