Bir siren sesiyle uyanan şehir… Bir duman yükseliyor gökyüzüne doğru…
Ve o dumanın arasından, alevlerin içinden çıkan bir siluet: itfaiyeci.
Gözümüzle görmesek de her felakette onların varlığını hissederiz. O yüzden bugün, sadece bir mezuniyet törenini değil; cesaretin, sorumluluğun ve fedakârlığın sessiz bir ant içişini konuşmalıyız.
Adana Büyükşehir Belediyesi bünyesinde göreve başlayan 90 yeni itfaiye eri, bir törende yeminlerini etti. Ama bu sadece bir yemin töreni değildi… Bu, aynı zamanda bir adanmışlık hikâyesinin başlangıcıydı. Üstelik bu kahramanların arasında 20 cesur kadın yer aldı. Erkek egemen bir mesleğe gönül koyan bu kadınlar, sadece yangınlara değil; kalıplara, önyargılara, kabullere karşı da mücadele veriyorlar.
Adana’da Alevlerle Sınav
Adana… Güneşin kavurucu sıcaklığıyla bilinen şehir. 45 dereceyi aşan yaz günlerinde, her sigara izmariti potansiyel bir felakettir. Hele ki geniş ormanlık alanlarla çevrili bir şehirde yaşıyorsanız, yangın tehdidi hayatın bir parçası haline gelir.
Ama mesele yalnızca doğayla ilgili değil. Adana’nın bazı mahalleleri itfaiyeciler için adeta bir labirent. Dar sokaklar, plansız yapılaşmalar, yanlış park edilmiş araçlar, yangınla mücadelede dakika değil, saniyelerin bile önem taşıdığı bir ortamda büyük zorluklar yaratıyor.
Bunların üzerine bir de olay yerinde toplanan kalabalığın bilinçsiz davranışları, bina içindeki belirsizlikler (çökme riski, patlayıcı maddeler, yetersiz yangın çıkışları) eklenince, itfaiyeciler sadece alevle değil; birden fazla cephede savaşmak zorunda kalıyor.
İtfaiyecilik: Bir Meslek Değil, Yaşam Biçimi
İtfaiyeci olmak, sadece hortumu yangına tutmak değildir.
İtfaiyeci olmak:
- Alt katında bir çocuk varsa, yukarı kata aldırmadan kendini yangının ortasına atmaktır.
- Boğulmakta olan birine nefes, enkaz altındaki bir aileye umut olmaktır.
- Kendinle değil, başkalarının canıyla dertlenmektir.
- Fiziksel gücün ötesinde, psikolojik sarsıntıya dirençli olmaktır.
Ve bugün göreve başlayan her itfaiyeci, aslında bir hayat biçimini seçti. Uykusuz gecelere, göz yaşartan manzaralara, hayat kurtarma sorumluluğuna “evet” dediler. Onların yeminleri sadece kelimelerden ibaret değil. O yeminlerin içinde bir annenin haykırışı, bir çocuğun korkusu, bir canlının çaresizliği var.
Kadınlar Alevlerin Arasında!
20 kadının bu törene dahil olması, sadece sayısal bir veri değildir. Bu, toplumsal dönüşümün, eşitliğin, cesaretin resmidir. Yangının cinsiyeti yoktur; ama mücadele edenin vicdanı, kararlılığı vardır.
Bu kadınlar, Adana’nın dar sokaklarında sadece hortum değil, cesaret taşıyacaklar. Onlar, genç kızlara “sen de yapabilirsin” mesajını verecek.
Bir Teşekkürle Bitirelim…
Bu yazının sonunda size “bir yangında ne yapmalıyız?” diye sormayacağım.
Sormuyorum çünkü bu yazı bir bilgilendirme değil; bir şükran duruşudur.
Teşekkürler itfaiyeci!
Alevlerin içinde korkusuzca yürüdüğün için, bir çocuğun gözyaşını silmek için, hiç tanımadığın bir hayatı kurtarmak için…
Adana’da, Türkiye’de, dünyanın dört bir yanında…
Varlığınız, görünmeyen bir güvenlik ağı gibi sarıyor bizi.
Birlikte daha güvenli bir şehir, daha güçlü bir toplum için…
İyi ki varsınız.