Soğuk hava dalgası hayatı zorlaştırırken, sokakta yaşayan hayvanlar için kış ayları bir yaşam sınavına dönüşüyor. Konuşamayan, yardım isteyemeyen bu canların hayatta kalabilmesi, insanlığın vicdanına bırakılmış durumda.
Havalar gün geçtikçe daha da soğuyor. Meteoroloji uyarıları, don riski, ayaz…
Bizler için bunlar birkaç kat daha kalın giyinmek anlamına gelirken; sokakta yaşayan canlar için hayatta kalıp kalamamak demek.
Bir evin sıcaklığı, bir kap çorba, bir battaniye…
Bunlar bize sıradan geliyor olabilir. Ama sokaktaki bir kedi ya da köpek için bunlar lüks değil, yaşam hakkı.
Sokak hayvanları kış aylarında yalnızca soğukla değil; açlıkla, susuzlukla ve görünmezlikle de mücadele ediyor. Donmuş mama kapları, buz tutmuş su, rüzgârın vurduğu köşeler…
Ve bütün bunlar olurken, onlar tek bir şey yapamıyor: Konuşmak.
Dilsiz bu canlar derdini anlatamıyor, kapı çalamıyor, “Üşüyorum” diyemiyor. Ama titreyen bedenleri, cam önlerinde bekleyen bakışları, sığınılacak bir yer arayışları bize çok şey söylüyor.
Oysa çözüm sandığımızdan çok daha basit.
Bir kap mama…
Donmayacak şekilde bırakılmış bir su…
Apartman önüne konulmuş bir karton kutu, strafor ya da küçük bir kulübe…
Bunlar büyük projeler değil; küçük ama hayati dokunuşlar.
Bugün yere bırakılan bir kap mama, belki de bir canın sabaha çıkmasını sağlıyor. Bugün kapının önüne konulan bir karton, bir bedeni ayazdan koruyor.
Bugün gösterilen bir merhamet, yarın bir yaşam olarak geri dönüyor.
Bu şehirler sadece beton binalardan ibaret değil.
Bu sokaklar yalnızca araçlara ait değil.
Bu hayat, sadece insanlara tahsis edilmiş bir alan değil.
Sokakta yaşayan hayvanlar bizim sorumluluğumuzda. Çünkü onları bu koşullara biz insanlar bıraktık. Çünkü şehirler büyürken, onların yaşam alanları daraldı.
Kış geçer.
Ama donarak kaybedilen bir can geri gelmez.
Bu yüzden bugün, yarın değil.
Bir kap mama koyarak…
Bir kapı önünü açarak…
Bir küçük yuva yaparak…
Sessiz bir çığlığa cevap verelim.
Çünkü vicdan, en sıcak barınaktır.
Ve insanlık, en çok da zor zamanda belli olur.