Futbolun içinde çok fazla isim gelir geçer. Başkanlar değişir, futbolcular gider, teknik direktörler unutulur. Ama bazı insanlar vardır ki aradan yıllar geçse bile isimleri sadece hafızalarda değil, tribünlerin vicdanında yaşamaya devam eder. Bekir Çınar, Adana Demirspor için tam olarak böyle bir isimdi.
Bugün Adana Demirspor yeniden ekonomik sorunlarla, borçlarla ve puan silme cezalarıyla mücadele ediyor. Kulübün yaşadığı her kriz döneminde taraftarın aklına geçmişten bazı isimler geliyor. Çünkü bu şehir, zor zamanda takımın yanında duran insanları unutmaz.
2007 ve 2008 yıllarında yaşanan play-off hayal kırıklıkları sonrası Adana Demirspor kaotik bir dönemin içerisindeydi. Büyük bütçeler kuruluyor ama başarı gelmiyordu. Kulüp sürekli başka tartışmaların içinde anılıyor, umutlar her sezon başka bir bahara kalıyordu. İşte Bekir Çınar böyle bir ortamda başkanlık koltuğuna oturdu.
Onun döneminde gösterişli transferler yoktu. Dev bütçeler yoktu. Ama ayakta kalmaya çalışan bir kulüp vardı. Borç yükü altında ezilen, geleceği belirsiz hale gelen bir Adana Demirspor vardı. Bekir Çınar belki mucizeler yaratamadı ama kulübün tamamen yok olmaması için mücadele etti.
2009 yılında Livorno ile oynanan dostluk maçının organizasyonu bile şehir adına önemli bir olaydı. Uzun süre sonra Adana’da yabancı bir takım ağırlanıyordu. Belki bugün kulağa sıradan geliyor ama o dönem için bu bile kulübün yeniden nefes alma çabasıydı.
Sezon sonunda takım yine play-off oynadı. Yine umutlandı şehir. Ama Tavşanlı Linyitspor karşısında gelen yenilgiyle hayaller başka bir sezona kaldı. Adana Demirspor taraftarı başarısızlığa alışkındı belki ama mücadele eden insanları ayırmayı biliyordu.
Bekir Çınar’ın hikâyesini farklı yapan şey tam da burada başlıyor.
Çünkü o, sadece başkanlık yapan biri olmadı. Kulübün bütün borçlarını üzerine aldı. Adana Demirspor liglerden silinmesin diye kendi hayatını yükün altına koydu. Belki de en ağır kısmı buydu; herkesin konuştuğu bir kulübün görünmeyen yükünü tek başına taşımaya çalışmak.
Ve sonra 16 Ağustos 2010…
Bir apartmanın yangın merdiveninde, mavi lacivert bir iple gelen acı haber… Türk futbolunun en ağır hikâyelerinden biri sessizce Adana’da yaşandı.
Bugün hâlâ taraftarların onu anmasının sebebi sadece eski bir başkan olması değil. İnsanlar onda fedakârlığı gördü. Samimiyeti gördü. Kulübü gerçekten seven bir insanın nasıl tüketildiğini gördü.
Belki bu yüzden yıllar geçmesine rağmen mezarı ziyaret ediliyor. Adına turnuvalar düzenleniyor. Tişörtler bastırılıyor. Süper Lig’e çıkıldığında şampiyonluk kupası mezarına götürülüyor. Çünkü bazı insanlar başarı kazandıkları için değil, mücadele ederken kayboldukları için unutulmaz olur.
Bugün Adana Demirspor yine zor günlerden geçiyor. Borçlar konuşuluyor, puan silme cezaları geliyor, taraftar yeniden endişeyle geleceğe bakıyor. Ve belki de tam bu yüzden Bekir Çınar’ın adı yeniden daha fazla anılıyor.
Çünkü bu şehir şunu çok iyi biliyor:
Bazı insanlar makam için gelmedi. Gerçekten sevdikleri için mücadele etti.
Bekir Çınar da onlardan biriydi.
İyi ki doğdun Bekir Çınar.