Bir kentin temizliği denildiğinde akla ilk gelen kurum belediyelerdir. Gerçekten de cadde ve sokakların süpürülmesi, çöp konteynerlerinin boşaltılması, parkların bakımı ve çevre düzenlemeleri belediyelerin temel sorumlulukları arasında yer alır. Ancak temiz bir şehir oluşturmak yalnızca belediyelerin çalışmasıyla mümkün değildir. Bu, vatandaşın da doğrudan içinde olduğu ortak bir sorumluluktur.
Son günlerde birçok belediyenin temizlik çalışmalarına ilişkin haberler görüyoruz. Ekipler sabahın erken saatlerinden gece geç saatlere kadar sokaklarda görev yapıyor, parklar temizleniyor, sahiller düzenleniyor, konteynerler yıkanıyor. Bu emek, kent yaşamının sürdürülebilmesi için büyük önem taşıyor. Ancak aynı noktaya birkaç saat sonra gelişigüzel bırakılmış çöplerle yeniden karşılaşılması, verilen emeğin ne kadar kolay boşa çıkabildiğini gösteriyor.
Ne yazık ki bazı vatandaşlar hâlâ çöpünü konteyner yerine kaldırıma bırakıyor, araçtan dışarı izmarit ya da pet şişe atabiliyor, piknik yaptığı alanı temizlemeden ayrılabiliyor. Bu davranışlar yalnızca görüntü kirliliğine neden olmuyor; çevreyi, insan sağlığını ve kent kültürünü de olumsuz etkiliyor.
Elbette belediyelerin de eksik kaldığı noktalar olabilir. Bazı mahallelerde konteyner sayısı yetersiz olabilir, çöp toplama saatleri aksayabilir ya da temizlik hizmetleri ihtiyacı karşılamakta zorlanabilir. Vatandaşın bu konudaki eleştirileri de son derece doğaldır. Ancak eksikliklerin bulunması, bireysel sorumluluğu ortadan kaldırmaz.
Temizlik, karşılıklı bir iş birliğidir. Belediyeler hizmet üretirken vatandaşlar da yaşadıkları çevreyi korumalıdır. Bir sokak yalnızca süpürülerek değil, kirletilmediği sürece temiz kalabilir. En etkili temizlik, oluşmadan önlenen kirliliktir.
Çevre bilinci küçük yaşlarda kazanılan bir alışkanlıktır. Ailede başlayan bu eğitim okulda, sosyal yaşamda ve yerel yönetimlerin bilinçlendirme çalışmalarıyla güçlenmelidir. Çünkü temiz bir çevre yalnızca bugünü değil, gelecek nesilleri de ilgilendiren ortak bir mirastır.
Yaşadığımız şehir hepimizin ortak evidir. Evimizin salonuna çöp atmıyorsak, sokağımıza da atmamalıyız. Belediye ekiplerinin emeğine saygı göstermek, çevreyi temiz kullanmak ve başkalarına da örnek olmak aslında en basit vatandaşlık görevlerinden biridir.
Temiz bir şehir için güçlü araçlar, yeni süpürge araçları ya da daha fazla personel elbette önemlidir. Ama bunlardan daha değerli olan, "Bu şehir benim" diyebilen insanların sayısının artmasıdır. Çünkü kentler, yalnızca belediyelerin hizmetiyle değil, o kentte yaşayan insanların ortak bilinciyle güzelleşir.