Takvimler Kasım ayının ilk haftasını gösterdiğinde, ülkemizde çok özel, çok anlamlı ve bir o kadar da yüreğe dokunan bir farkındalık dalgası yükselir. 2-8 Kasım Lösemili Çocuklar Haftası, yalnızca tıbbi bir mücadelenin anıldığı günler değildir; bu hafta, hayatın en saf ve en masum çiçeklerinin hayata tutunma savaşında insanlığın sınav verdiği, sevginin ve dayanışmanın en somut halini aldığı kutsal bir zaman dilimidir.
Bu anlamlı hafta vesilesiyle Adana Büyükşehir Belediyesi, şehrin simgelerinden olan Büyük Saat ve Yavuzlar Köprüsü’nde özel bir ışıklandırma çalışması gerçekleştirerek bu mücadelenin rengini kentin sokaklarına taşıdı. Yükselen o umut ışıkları, sadece karanlığı aydınlatmakla kalmadı; lösemiyle mücadele eden minik yüreklere ve ailelerine "Yalnız değilsiniz, biz buradayız" mesajını en güçlü şekilde haykırdı.
Maskelerin Ardındaki Kahramanlar ve "Turuncu" Umut
Lösemi, adını duyduğumuzda bile insanı etkileyen, özellikle çocuklar söz konusu olduğunda yüreğimizi dağlayan bir hastalık. Ancak tıbbın ilerlemesi, erken teşhisin hayat kurtarıcı gücü ve en önemlisi o minik kalplerin içindeki o eşsiz yaşama sevgisi sayesinde bu hastalık artık çaresiz değil. Lösemi yenilemeyecek bir düşman değil; yeter ki sevgiyle, moral ve inançla kuşatılmış olsun.
LÖSEV başta olmak üzere bu yolda fedakarca mücadele eden kurumların ve gönüllülerin en büyük amacı toplumsal farkındalık yaratmaktır. Takılan o maskeler bir izolasyon simgesi değil, aslında çocukların hayata yeniden ve daha güçlü tutunmak için kullandıkları birer umut zırhıdır. Bu süreçte ailelerin yaşadığı kaygıları hafifletmek, onlara maddi ve manevi omuz vermek her birimizin insani ve vicdani borcudur.
Sevginin ve Dayanışmanın Gücüyle Aşamayacağımız Engel Yok
Çocuklar güldüğünde dünya güzelleşir, hastane odalarında tedavi gören bir minik parmağını kaldırıp iyileşeceğini söylediğinde zaman adeta durur. Onların o en saf gülüşlerini solmamak üzere korumak, geleceğe umutla bakmalarını sağlamak hepimizin ortak sorumluluğudur.
Adana Büyükşehir Belediyesi'nin Büyük Saat ve Yavuzlar Köprüsü’nde yaktığı o turuncu ışıklar gibi, bizler de toplumsal olarak her bir kalpte bir umut kandili yakmalıyız. Unutmayalım ki lösemi bulaşıcı değil, ancak sevgi, umut ve dayanışma bulaşıcıdır.
Bu vesileyle, hayata tutunma mücadelesi veren tüm çocuklarımıza acil şifalar diliyor; onları sabırla, aşkla ve fedakarlıkla ayakta tutan kıymetli ailelerine ve sağlık kahramanlarımıza minnettarlığımızı sunuyoruz.
Turuncu rengin umutla, sevginin hayatla buluştuğu bu yolda; tüm çocuklarımızın ellerini sıkıca tutmaya ve onların en büyük destekçisi olmaya devam edeceğiz.