Bankaların “30 bin TL’ye varan promosyon” ilanları, şartlı sözleşmelere dönüşüyor.
Emekliler…
Bu ülkenin omurgasıdır onlar. Yıllarca çalışmış, üretmiş, vergi ödemiş, taşını toprağını alın teriyle yoğurmuş insanlar…
Bugün ise ne yazık ki “promosyon” adı altında kandırılmanın eşiğine itilmiş durumdalar.
Reklamda Var, Masada Yok
Televizyonlarda, ilan panolarında bankaların büyük puntolarla duyurduğu rakamlar var: “30 bin TL’ye varan promosyon!”
Emekli umutlanıyor. “Hiç değilse nefes alırım” diye bankanın yolunu tutuyor. Ama gerçeği masada öğreniyor: Rakamlar en az yüzde 25 eksik. Çünkü o yüksek rakamların önemli bir bölümü nakit değil, şartlı ürünlere bağlı.
Otomatik fatura talimatı…
Kredi kartı kullanımı…
Ek hesap açımı…
Hatta yatırım ürünü zorunluluğu…
Soruyorum: Bu mudur promosyon? Yoksa emekliyi bankanın sadık müşterisi yapmak için kurulmuş ince bir tuzak mı?
Sadakat Dayatması
Emekli zaten maaşını aldığı bankaya bağlıdır.
Ama bugün o bağlılık gönüllü değil, şartlı hale getirildi.
“Şu ürünü almazsan, bu hizmeti kullanmazsan, reklamdaki rakamı alamazsın” deniyor. Bu sistem emekliye destek değil, emekliye yük bindirmekten başka bir şey değil.
Onurun Bedeli Olmaz
Bankalar, emeklinin maaşını reklam malzemesi yapıyor. “Uçuk rakamlar” bir anda karmaşık sözleşmelere dönüşüyor. Çoğu zaman emekli, neye imza attığını bile tam bilmeden bu yükün altına giriyor. Bu, şeffaflıktan uzak, etik dışı ve sosyal adaletle bağdaşmayan bir tablo.
Çağrımız Net
-
Promosyon şartsız ve net olmalı.
-
Reklamda ne varsa, bankada da o olmalı.
-
Emeklinin hakkı pazarlık konusu yapılamaz.
-
Bankalar, emeklinin onurunu korumalıdır.
Unutmayalım:
Bu ülkenin emeklisi, promosyonla kandırılacak değil; hakkını, alın terini, emeğini onurla savunacak kadar değerlidir. Bankaların yapması gereken, bu değere saygı duymaktır.