Üniversiteye girmek artık yetmiyor; öğrenciler ilk olarak barınma mücadelesiyle karşılaşıyor.

Otobüs durağında beklerken gözüm afişlere takıldı. “Kiralık 1+1 daire”, “Öğrenciye uygun”, “Yurt alternatifi”... Üniversitelerin açılmasıyla birlikte şehir yeniden öğrenci kokmaya başladı. Ama bu sefer o kokunun içinde umut kadar telaş da vardı.

Yeni bir şehir, yeni bir okul, yeni bir hayat… Daha ders zili çalmadan başlayan bir mücadele: Barınma savaşı.
Öğrenci yurtları dolmuş, özel yurtlar cep yakıyor. Ev kiraları uçmuş gitmiş. Gençler ellerinde telefon, gözlerinde endişe, sokak sokak ev arıyor. Kimisi üç kişi bir odaya razı, kimisi “sadece başımı sokacak bir yer olsun” diye yalvarıyor.

Bu çocuklar okul mu okuyacak, yoksa barınma mücadelesi mi verecek?
Eğitim hakkı, barınma hakkıyla yarışıyor artık. Üniversiteye yerleşmek sadece sınavı kazanmakla bitmiyor; şehirde tutunabilmek gerekiyor. Aileler uzaktan destek olmaya çalışıyor ama her şey pahalı, her şey zor.

Otobüs durağındaki ilanlar aslında bir gerçeği haykırıyor:
“Bu şehirde öğrenci olmak cesaret ister.”
Çünkü artık sadece ders çalışmak yetmiyor. Hayatla baş etmek, bütçeyle savaşmak, yalnızlıkla mücadele etmek gerekiyor.

Bugün sabah gördüm… Gençliğin gözlerinde umutla karışık bir yorgunluk vardı. Bu ülkenin geleceği olan o çocuklar, daha ilk adımda hayata karşı direnmeye başlamıştı.