Takvimler 29 Ekim 2025’i gösterdiğinde, bu ülkenin çocukları yine aynı heyecanla bayraklarına sarılacak. 102 yıl önce, bir ulus küllerinden doğarken, sadece bir yönetim biçimini değil; bir yaşam felsefesini, bir duruşu, bir umudu seçti.

Adı Cumhuriyetti.

Cumhuriyet, sadece bir ilan değildir.

O, bir sabah Anadolu’nun yoksul köylerinde okula gitmek için yürüyen bir kız çocuğunun yüreğindedir.
Bir öğretmenin tebeşirle kara tahtaya yazdığı ilk harfte, bir çiftçinin alın terinde, bir gencin sorgulayan bakışındadır.

Çarşamba günü Cumhuriyet 102 yaşına giricek ama bizler yüreğimiz her an cumhuriyeti yaşıyoruz.
Bir kadının üretimde yer alışında, bir bilim insanının gece laboratuvarda yanan ışığında yaşar.
Cumhuriyet, geçmişte kalan bir tarih değil; geleceğe dair en güçlü cümlemizdir.

Atatürk’ün “En büyük eserimdir.” derken kastettiği, yalnızca bir yönetim biçimi değil, bir bilinçtir:
Eşitliğe, akla, bilime, sanata, özgürlüğe ve halka dayalı bir yaşam biçimi.

Bu yüzden Cumhuriyet; 29 Ekim sabahlarında coşkuyla kutlanır ama aslında yılın 365 günü yaşanması gereken bir değerdir.

Bugün o büyük cümlenin yankısını bir kez daha duyuyoruz:

“Egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir.”

Ve belki de en anlamlı kutlama, o egemenliğin farkında, sorumluluğunda, bilincinde yaşayabilmektir.

Cumhuriyetimizin 102. yılı kutlu olsun.

O sadece 102 yaşında değil; her nesille yeniden doğan bir çocuk gibi, hep genç, hep umut dolu.