Aylardır, hatta yıllardır takvimlerde altı kırmızı kalemle çizili duran o hafta sonu geldi çattı. Yarın sabah itibarıyla milyonlarca genç; sıralara oturacak, derin bir nefes alacak ve önlerindeki kitapçıkla baş başa kalacak.

YKS, sadece birkaç saatlik bir test maratonu değil; arkasında uykusuz gecelerin, ertelenmiş hayallerin, soru bankaları arasında geçen gençlik yıllarının ve en önemlisi de büyük bir emeğin saklı olduğu devasa bir eşik.

Sokakta yürürken kafeteryalarda test çözen, otobüste elindeki küçük not kartlarına göz gezdiren o gençleri görmüşsünüzdür.

İşte o masalarda sadece formüller, paragraflar yoktu; bir geleceğin inşası, bir ailenin umudu ve yılların birikimi vardı. Şimdi tüm bu yaşanmışlıklar, birkaç yüz soruya sığdırılmaya çalışılacak.

Tam da bu yüzden, şu son saatlerde en çok konuşmamız gereken şey sınavın kendisi değil, omuzlardaki o ağır yük: Sınav stresi.

Stres, Emeğin Gölgesi Midir?

Kaygı duymak, insani bir refleks. Arkasında yılların emeği olan her süreç, doğal olarak bir heyecanı da beraberinde getirir. Ancak unutmamak gerekir ki stres, harcanan emeğin bir gölgesi gibidir; varlığı doğaldır ama adımlarınızı engellemesine izin vermediğiniz sürece size zarar veremez.

Gençlerimizin aylardır gösterdiği o sabır ve çaba, zaten en büyük kılavuzları. Yarın o kitapçıklar açıldığında, stresin yerini yavaş yavaş bilginin ve konsantrasyonun ritmine bırakacağına inanıyorum.

Burada en büyük görev ise biz yetişkinlere, yani ailelere düşüyor.

Çocuklarımızın bu süreçte verdiği mücadeleye en yakından şahit olanlar anne ve babalar oldu. Evlerde sessizlik hakim kılındı, tatiller ertelendi, bütçeler zorlandı.

Bu fedakarlıkların kıymeti tartışılmaz. Ancak yarın o kapıdan içeri giren çocuklarınıza vereceğiniz en güzel destek, onlara sınavın sonucundan bağımsız olarak değer gördüklerini hissettirmektir.

Bir gencin gözündeki ışık, hiçbir optik formüldeki doğru sayısıyla ölçülemez. Yılların emeği kutsaldır ama hiçbir emek, bir gencin ruh sağlığından ve geleceğe dair yaşama sevincinden daha değerli değildir.

Son Söz Gençlere...

Sevgili gençler; yarın o salona girdiğinizde arkanıza dönüp baktığınızda göreceğiniz tek şey, gösterdiğiniz o muazzam çaba olsun.

Siz elinizden geleni yaptınız, uykunuzdan ve gençliğinizden verdiniz. Yarınki sınav, sizin kim olduğunuzu veya ne kadar değerli olduğunuzu belirlemeyecek; sadece bugüne kadar biriktirdiğiniz bilgileri kağıda dökme fırsatı sunacak.

Emeğinizin, döktüğünüz her damla alın terinin karşılık bulacağı; kaygının yerini huzura bıraktığı bir hafta sonu olması dileğiyle...

Tüm adaylara yürekten başarılar dilerim. Yolunuz açık olsun.