Sabah uyandınız, eliniz alışkanlıkla telefona gitti. Ancak internet yok. Mesajlar gelmiyor, sosyal medya açılmıyor, haber sitelerine ulaşılamıyor. Birkaç dakika beklersiniz. Modemi kapatıp açarsınız. Telefonun mobil verisini kontrol edersiniz. Sorun sizde değil; internet gerçekten yok.

Peki, sadece bir gün internetsiz kalabilsek ne yapardık?

Bugün internet artık yalnızca sosyal medyada vakit geçirdiğimiz bir alan değil. İşimizi yapıyor, faturalarımızı ödüyor, alışveriş yapıyor, yolumuzu buluyor, bankacılık işlemlerimizi gerçekleştiriyor, haberleri takip ediyor ve sevdiklerimizle iletişim kuruyoruz. Hatta ne yiyeceğimize karar verirken bile çoğu zaman önce telefonumuza bakıyoruz.

İnternet birkaç saat kesildiğinde bile hayatın nasıl aksadığını fark ediyoruz.

Asıl düşündürücü olan ise boş kaldığımızda ne yapacağımızı bilemez hale gelmemiz.

Otobüs beklerken telefon, yemek yerken telefon, kahve içerken telefon... Bir arkadaşımız birkaç dakika masadan kalktığında bile elimiz hemen ekrana gidiyor. Beklemek, etrafı izlemek, düşünmek hatta biraz sıkılmak bile bize yabancı gelmeye başladı.

Oysa bir gün internet olmasa belki uzun zamandır ertelediğimiz kitabı açarız. Balkonda kahvemizi içerken sokağı seyrederiz. Bir arkadaşımızı mesajla değil, gerçekten ararız. Ailemizle aynı odada bulunmanın ötesine geçip sohbet ederiz.

Belki de en önemlisi, sürekli başkalarının ne yaptığını görmek yerine kendi hayatımıza biraz daha fazla bakarız.

Elbette internetten vazgeçmek mümkün değil. Zaten mesele de interneti hayatımızdan çıkarmak değil. Mesele, internet olmadığında hayatımızın da durup durmadığını sorgulamak.

Çünkü teknoloji hayatımızı kolaylaştırdığı sürece güzel.

Ama bir gün internet kesildiğinde ne yapacağımızı bilmiyorsak, belki de interneti ne kadar kullandığımızdan önce, internetin bizi ne kadar kullandığını düşünmemiz gerekiyor.