Günlerdir önünüzde açık duran o dijital ekranın, satır satır incelenen kılavuzların, puanların ve başarı sıralamalarının arasında kaybolduğunuzu biliyorum. Sabah uyanıldığında akla gelen ilk şeyin, gece uykuya dalarken tavanı seyrettiren düşüncelerin hep aynı kaygı etrafında döndüğü bir dönemeçteyiz.
Takvimler Ağustos’un başını gösterdiğinde, milyonlarca gencin odasındaki o sessiz telaş da zirveye ulaşıyor. Günlerdir önünüzde açık duran kılavuzlar, ekrandaki başarı sıralamaları, tavsiyeler ve en önemlisi kendi iç sesiniz... Hepsi aynı masada, aynı küçük ekranın içinde buluştu. ÖSYM’nin takvimine göre 29 Temmuz’da başlayan o uzun soluklu maraton, artık önümüzdeki 48 saat içinde kapanacak son perdeye doğru ilerliyor. 10 Ağustos gecesi saat 23.59’da sistem kapandığında, aslında sadece bir liste göndermiş olmayacaksınız; geleceğinize doğru atılan en somut adımı mühürlemiş olacaksınız.
Şu an içimizden geçenleri çok iyi biliyorum. "Ya yanlış bir kod yazarsam?", "Ya sıralamam tutmazsa?", "Ya bu karar bütün hayatımı yanlış yöne evirirse?" endişesi zihninizi kemirip duruyor. Ailelerin iyi niyetli ama bazen omuzlara tonlarca ağırlık bindiren "Bak, geleceğin buna bağlı" cümleleri odanın içinde yankılanıyor. Oysa durup derin bir nefes almanın, omuzlardaki bu yapay yükü yere bırakmanın tam vaktidir. Hayat, daracık sütunlara yazılan okul adlarından ve tek bir sınavın sonuç belgesinden ibaret değildir. Sizler birer rakam, birer puan türü ya da başarı sıralaması istatistiği değilsiniz; sizler düşleri, yetenekleri ve yarın yaratacağı potansiyeli olan canlı birer iradesiniz.
Hangi şehri yazarsanız yazın, hangi amfinin kapısından içeri girerseniz girin; unutmayın ki okulu popüler yapan ya da başarılı kılan tabelalar değil, oraya adım atan insanın taşıdığı ruhtur. Dünyayı değiştirenler en şaşaalı üniversitelerden mezun olanlar değil, yaptığı işi seven, başarıyı elden bırakmayan ve düştüğü yerden kalkmasını bilenlerdir. Eğer bugün kalbiniz biraz hızlı çarpıyorsa, bu korkudan değil; hayata tutunma çabanızın ve geleceğe duyduğunuz inancın en güzel kanıtıdır.
Kalan şu kısıtlı saatlerde ekranın başında eliniz titrerken, kulaklarınızı dışarıdaki gürültüye kapatın. Çevrenizin ne diyeceğini, komşunun çocuğunun nereyi kazandığını bir kenara bırakın. Bu liste başkasının değil, yalnızca sizin hikayenizin bir parçası. Yanlış ya da doğru; her seçim bir deneyimdir, her yolculuk insanın kendini bulma çabasıdır.
Pusulanızı başkalarının beklentilerine değil, kendi kalbinizin sesine çevirin. Tercih ne olursa olsun, asıl yolculuğun okul bittiğinde ya da başladığında değil, her yeni güne uyandığınızda yeniden başladığını unutmayın. Kendinize inanın, potansiyelinize güvenin ve bu masadan kendi hikayenizin başrolü olarak kalkın. Yolunuz ve bahtınız açık olsun!