Sabah gözümüzü açar açmaz elimizin telefona gitmesi artık sıradan bir alışkanlık haline geldi. Alarmı kapatıyoruz, ardından sosyal medya bildirimlerine bakıyoruz, gelen mesajları kontrol ediyoruz, haberlere göz atıyoruz. Daha güne başlamadan onlarca farklı bilgi zihnimizden geçiyor.
Peki bunun bedeli ne oluyor?
Belki de farkında olmadan dikkatimizi kaybediyoruz.
Eskiden insanlar bir kitabın başına oturduğunda saatlerce okuyabiliyordu. Bir filmi baştan sona izlemek, uzun bir sohbetin içinde kaybolmak veya tek bir işe odaklanmak daha kolaydı. Bugün ise birçok kişi birkaç dakikadan uzun süre aynı konuya yoğunlaşmakta zorlanıyor. Telefon ekranına gelen en ufak bir bildirim bile dikkatimizi bulunduğumuz andan koparmaya yetiyor.
Teknoloji hayatımızı kolaylaştırdı, buna şüphe yok. İstediğimiz bilgiye saniyeler içinde ulaşabiliyor, dünyanın diğer ucundaki insanlarla anında iletişim kurabiliyoruz. Ancak bu kolaylık beraberinde sürekli bir uyarılma halini de getirdi. Telefonlarımız susmuyor, uygulamalar sürekli bizi çağırıyor, ekranlar dikkatimizi çekmek için yarışıyor.
Asıl ilginç olan ise bu durumun artık normal kabul edilmeye başlanması.
Birçok insan aynı anda mesajlaşırken televizyon izliyor, sosyal medyada dolaşırken yemek yiyor, çalışırken sürekli telefonunu kontrol ediyor. Çoklu görev yaptığını düşünüyor ama aslında zihni sürekli bir konudan diğerine geçiyor. Sonuçta ne yaptığı işten tam verim alabiliyor ne de bulunduğu anın tadını çıkarabiliyor.
Dikkat dağınıklığı artık sadece öğrencilerin veya çocukların sorunu değil. İş insanlarından öğretmenlere, çalışanlardan emeklilere kadar herkes bu durumun etkisini hissediyor. Bir yazıyı sonuna kadar okumakta zorlanan, birkaç dakikalık videolar dışında içerik tüketemeyen veya telefonu yanında olmadan huzursuz hisseden insanların sayısı her geçen gün artıyor.
Belki de en büyük sorun, yalnız kalmayı unutmuş olmamız.
Eskiden insanlar otobüs beklerken etrafı izlerdi. Bir kafede otururken düşünceleriyle baş başa kalabilirdi. Şimdi ise birkaç saniyelik boşlukta bile telefon ekranına yöneliyoruz. Sessizlikle aramıza ekranlar giriyor.
Oysa dikkat, insanın en değerli sermayelerinden biridir. Bir işe odaklanabilmek, bir kitabı sindire sindire okuyabilmek, bir insanı gerçekten dinleyebilmek veya sadece düşüncelere zaman ayırabilmek günümüzde giderek daha kıymetli hale geliyor.
Belki de sorun dikkatimizin dağılması değil, dikkatimizi korumak için yeterince çaba göstermememizdir.
Çünkü teknoloji gelişmeye devam edecek. Bildirimler artacak, ekranlar çoğalacak ve bilgi akışı hızlanacak. Asıl mesele bu gürültünün içinde neye odaklanacağımıza karar verebilmekte yatıyor.
Dikkat dağınıklığı bugün yaygın olabilir. Ancak yaygın olması, normal olduğu anlamına gelmez.
Belki de çağımızın en büyük lüksü, birkaç saatliğine bile olsa dikkatimizi tek bir şeye verebilmektir.