Her yıl 27 Eylül’de kutlanan Dünya Turizm Günü, yalnızca seyahat etmenin ya da tatil yapmanın güzelliğini değil, aynı zamanda şehirlerin kimliğini, kültürlerin buluşmasını ve yerel halkın üretkenliğini de hatırlatıyor bize. Turizm, bir şehrin vitrinidir; sokaklarında gezen yabancıların gözünde görülen ilk izlenimdir. O yüzden, bu gün hepimizin günü aslında.
Adana’nın Turizm Potansiyeli
Adana sadece damakta değil, hafızada da iz bırakan bir turizm merkezidir. Tarihi Taşköprü’nün gölgesinde akan Seyhan Nehri, Roma döneminden kalma tiyatrolar, Torosların eteklerinde serinleyen yaylalar, Karataş’ın mavi bayraklı sahilleri, Kozan’ın görkemli kalesi… Adana, hem tarih hem doğa hem de kültür turizmini aynı anda sunabilen nadir şehirlerden biridir.
Üstelik Adana’nın turizminde yalnızca yapı taşları değil, yaşayan kültür de vardır. Portakal çiçeğinin baharı müjdeleyen kokusu, birbirinden güzel festivalleri, yaz sıcağında bicibiciyle serinleyen gençler, İşte turisti kendine bağlayan, şehrin bu gündelik ruhudur.
Dünya Turizm Günü, bizlere bir hatırlatma yapıyor: Turizm, şehrin hafızasını gelecek kuşaklara taşıyan bir köprüdür. Adana da bu köprüyü her geçen gün güçlendiriyor. şehrin sokaklarını bir “hatıralar albümüne” dönüştürmek en büyük görevimiz olmalı.
Çünkü turizm, şehirle kurulan ömürlük bir bağdır.