İnsan büyürken sadece yaş almaz. Bir şeyleri geride bırakarak ilerler. Belki de bu yüzden büyümek dediğimiz şey, biraz da eksilmektir.

Çocukken dünyanın bu kadar ağır olduğunu bilmezdik. En büyük derdimiz düşüp dizimizi kanatmak, okul çıkışı top oynayacak arkadaş bulamamaktı. Şimdi ise insanların içi kanıyor ama çoğu belli etmiyor. Çünkü büyümek, biraz da acıyı sessiz taşımayı öğrenmekmiş meğer.

Bir zamanlar kalabalık sofralarda otururduk. Şimdi aynı masalarda eksilen sandalyeler var. Çocukken “herkes hep burada kalacak” sanırdık. Oysa hayat, insana en çok yoklukla kendini anlatıyor.

Büyüdükçe bazı dostluklar azalıyor. Bazı hayaller sessizce rafa kalkıyor. İnsan, her istediğini gerçekleştiremeyeceğini öğreniyor. Belki de en büyük olgunluk, kabullenmekten geçiyor.

Eskiden bayram sabahları başka kokardı. Mahalleler daha samimiydi. Kapılar kilitsiz, gönüller hesapsızdı. Şimdi herkes birbirine daha yakın ama bir o kadar uzak. Teknoloji çoğaldı, temas azaldı. Mesajlar arttı ama muhabbet eksildi.

İnsan büyüdükçe şunu fark ediyor:
Hayat, herkese aynı davranmıyor.

Kimi erken yoruluyor, kimi erken yaşlanıyor. Bazıları daha gençken omuzlarında yılların yükünü taşıyor. Çünkü büyümek sadece takvimle olmuyor. Bazen bir kayıp, bazen bir hayal kırıklığı, bazen de edilen bir ihanet insanı bir gecede büyütüyor.

Ama en çok da insanın içindeki bazı şeyler eksiliyor.
Saflık mesela…
Koşulsuz güven…
İnsanlara hemen inanabilmek…
Kırılınca çabuk toparlanabilmek…

Belki de bu yüzden çocukluğumuzu özlüyoruz. Çünkü çocukluk; henüz kimseye karşı gardımızın olmadığı zamanlardı.

Şimdi herkes güçlü görünmeye çalışıyor. Kimse yorgunum diyemiyor. Kimse korktuğunu söylemiyor. Oysa insan bazen sadece anlaşılmak istiyor. Bir omuz, bir samimiyet, içten bir “nasılsın?” bile yetiyor.

Hayat bize hep kazanmayı öğretti. Daha çok çalışmayı, daha çok yetişmeyi, daha çok güçlü görünmeyi… Ama kimse eksilerek de olgunlaşılacağını anlatmadı.

Belki de insan, tamamlanarak değil; eksile eksile kendini buluyor.

Ve galiba büyümek…
Biraz da içindeki çocuğu kaybetmemek için direnmek demek oluyor.