Aile nedir?" sorusuna çoğumuz biyolojik bağlarla, aynı soyadını taşımakla ya da benzeyen göz renkleriyle cevap veririz. Oysa hayat, bize bazen bağların sadece kandan değil, tamamen kalpten kurulabileceğini fısıldar. İşte 30 Haziran Koruyucu Aile Günü, bu fısıltının gerçeğe dönüştüğü, sevginin ve şefkatin en saf haliyle kutlandığı o özel gün.

Dünyadaki her çocuk, akşam başını yastığa koyduğunda kendini güvende hissetmeyi, bir derdi olduğunda koşup sarılabileceği bir elin varlığını bilmeyi hak eder. Ancak hayat her zaman her çocuğa eşit davranmıyor. Biyolojik ailelerinin yanında büyüme şansı bulamayan binlerce çocuk, hayata bir sıfır geride başlamanın ürkekliğini yaşıyor. Tam bu noktada, koruyucu aileler devreye giriyor; bir çocuğun hayatındaki o koca boşluğu, hiç tanımadıkları bir fidanı sevgiyle sulayarak dolduruyorlar.

Koruyucu aile olmak, sadece bir çocuğa evini açmak demek değildir. Bir çocuğun korkularına ortak olmak, onun yaralarını sarmak, ilk başarısında onunla gururlanmak ve en önemlisi ona "Sen değerlisin, sen buraya aitsin" duygusunu hissettirmektir. Bu, bir insanın başka bir insana sunabileceği en büyük, en koşulsuz hediyedir.

Toplum olarak bazen "Biyolojik ailesi değil ki, ne kadar sevebilir?" yanılgısına düşeriz. Oysa koruyucu ailelerin çocuklarına bakışındaki o gururu, çocukların gözlerindeki o güven pırıltısını gördüğümüzde anlarız: Biyoloji insanı ebeveyn yapabilir, ama insanı "anne" veya "baba" yapan şey emektir, sabırdır, koşulsuz sevgidir.

Bugün, kendi konfor alanlarından çıkıp bir çocuğun dünyasını güzelleştirmeyi seçen, onlara sadece bir çatı değil, bir gelecek sunan tüm koruyucu ailelerin günü. Sizler, bu dünyanın hala güzel bir yer olabileceğine dair inancımızı yeşerten gizli kahramanlarsınız.

30 Haziran Koruyucu Aile Günü kutlu olsun. İyi ki varsınız; açtığınız kollar ve büyüttüğünüz sevgilerle dünya çok daha sıcak bir yer.