Yükseköğretim Kurulu Başkanı Erol Özvar, Türkiye’nin yükseköğretim ve bilimsel araştırmalar alanındaki güncel durumuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Türkiye’nin son yıllarda bilimsel yayın üretiminde önemli bir ivme yakaladığını belirten Özvar, ülkenin dünya sıralamasında 35’inci basamaktan 13’üncü sıraya yükseldiğini açıkladı.
Bilimsel araştırmalara ve yükseköğretime ayrılan kaynakların artırılmasının üniversitelerin performansına olumlu yansıdığını ifade eden Özvar, araştırma üniversitelerinin kaliteli yayın üretiminde OECD ortalamasını yakaladığını söyledi. Türkiye’de 20’si devlet, 3’ü vakıf olmak üzere toplam 23 araştırma üniversitesi bulunduğunu belirten Özvar, bu gelişmenin Türk yükseköğretiminin son yıllarda yakaladığı en önemli ivmelerden biri olduğunu kaydetti.
Lisans eğitiminin üç yılda tamamlanması planlanıyor
Özvar, üniversitelerde lisans programlarının 180 kredi üzerinden yeniden yapılandırılarak üç yılda tamamlanabilmesi için çalışma yürütüldüğünü bildirdi. Üniversitelerin yaklaşık bir yıldır bu sürece hazırlandığını belirten Özvar, üniversite senatoları ve yönetim kurullarından gerekli hazırlıkları yapmalarının istendiğini ifade etti.
Türkiye’de öğrencilerin 12 yıllık zorunlu eğitimin ardından dört yıllık lisans programlarında eğitim gördüğünü hatırlatan Özvar, mezuniyet sonrasında askerlik, staj ve iş arama süreçlerinin de eklenmesiyle gençlerin çalışma hayatına giriş yaşının yükseldiğine dikkat çekti.
Ders sayıları azaltılacak, içerikler güncellenecek
Üniversitelerdeki ders yükünün de yeniden ele alınacağını belirten Özvar, Türkiye’de lisans programlarında yaklaşık 60 ders bulunduğunu, Avrupa’da ise bu sayının genellikle 20-25 arasında olduğunu aktardı. Ders sayılarının azaltılmasına yönelik çalışmaların sürdüğünü ifade eden Özvar, sistemin gelecek yıldan itibaren bu doğrultuda uygulanmaya başlanacağını açıkladı.
Ders içeriklerinin çağın ihtiyaçlarına göre güncellenmesi gerektiğini vurgulayan Özvar, yapay zekânın eğitim programlarına daha fazla dahil edileceğini, öğrencilerin dijital becerileri ile yapay zekâ okuryazarlıklarının geliştirileceğini söyledi.
Yapay zekâ ve dijital teknoloji programları yaygınlaşıyor
Çalışma hayatının ihtiyaç duyduğu yeni alanların yükseköğretim sistemine kazandırıldığını belirten Özvar, son üç yılda yaklaşık 80 yeni program türü oluşturulduğunu bildirdi. Bu programların yaklaşık üçte ikisinin ön lisans, üçte birinin ise lisans düzeyinde açıldığı kaydedildi.
Yapay zekâ, makine öğrenmesi, veri bilimi, veri analitiği, otonom sistemler, robotik, siber güvenlik ile tarım ve sağlıkta dijitalleşme alanlarında açılan programların 160 üniversitede 724’e ulaştığı belirtildi. Özvar, yeni programların doluluk oranlarının yüzde 100’e yaklaştığını ifade etti.
Dijital Üniversite Platformu’na 233 bin başvuru
Dijital becerilerin yalnızca üniversite öğrencilerine değil, mezunlara ve çalışma hayatındaki bireylere de kazandırılması amacıyla Dijital Üniversite Platformu’nun hayata geçirildiğini belirten Özvar, platformdaki eğitimlerin ücretsiz, çevrim içi, canlı ve etkileşimli olarak sunulduğunu açıkladı.
Marmara Üniversitesi, Boğaziçi Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi ve Yıldız Teknik Üniversitesinin katkı sunduğu platformda 16 farklı eğitim bulunuyor. Bu yıl platforma 233 bin başvuru yapıldığı, yaklaşık 55 bin kişinin eğitimlere katıldığı bildirildi.
Özvar ayrıca, mikro yeterlik uygulamasıyla üniversite dışında edinilen bilgi ve becerilerin, belirlenen kalite standartları çerçevesinde öğrencilerin transkriptlerine eklenebilmesinin mümkün hale geldiğini ifade etti.
Diş hekimliği ve eczacılık öğrencilerine çift ana dal imkânı
Belirli başarı şartlarını sağlayan diş hekimliği ve eczacılık öğrencilerine, kendi üniversitelerinde bazı mühendislik programlarında çift ana dal yapma imkânı sunulmasının planlandığını açıklayan Özvar, iki programı başarıyla tamamlayan öğrencilerin iki diploma alabileceğini belirtti.
Uygulamanın 2027-2028 akademik yılına yetiştirilmesinin hedeflendiğini kaydeden Özvar, bu modelle sağlık ve mühendislik alanları arasında daha güçlü bir akademik bağ kurulmasının amaçlandığını söyledi.
Meslek yüksekokullarında işletmede eğitim modeli
Meslek yüksekokulu programlarının bilinirliğini ve tercih edilme oranını artırmak amacıyla yeni bir çalışma başlatıldığını bildiren Özvar, mesleki eğitimin iş gücü piyasasıyla daha güçlü şekilde buluşturulacağını ifade etti.
Mevcut staj uygulamalarının yeterli uygulama deneyimi sunmadığını belirten Özvar, İşletmede Mesleki Eğitim modeliyle öğrencilerin dört yarıyılın en az birini işletmelerde geçirmesinin hedeflendiğini açıkladı. Uygun programlarda iki yarıyıl okulda, iki yarıyıl işletmede eğitim modelinin hayata geçirilebileceğini belirten Özvar, pilot uygulamanın Ankara, Bursa, Gaziantep, İstanbul, İzmir, Kocaeli ve Konya’da başlatılacağını söyledi.
Uluslararası öğrenciler ekonomiye katkı sağlıyor
Türkiye’de yaklaşık 380 bin uluslararası öğrencinin eğitim gördüğünü belirten Özvar, 3 binden fazla uluslararası akademisyenin de üniversitelerde görev yaptığını açıkladı. Türkiye’nin uluslararası öğrenci hareketliliğinde dünyanın ilk 7 ülkesi arasında bulunduğunu ifade eden Özvar, öğrencilerin yüzde 95’inden fazlasının eğitimini kendi imkânlarıyla sürdürdüğünü bildirdi.
Uluslararası öğrencilerin Türkiye ekonomisine yıllık yaklaşık 3 milyar dolarlık katkı sağladığını belirten Özvar, teknoparkların da üniversitelerde üretilen bilginin girişimciliğe, fikri mülkiyete ve ekonomik katma değere dönüşmesinde önemli rol oynadığını kaydetti.



