Toros TV ekranlarında yayımlanan ve moderatörlüğünü Yener Ekinci’nin üstlendiği ‘Gündem Özel’ programına katılan Yıldırım, “Biz kimseye yukarıdan bakmıyoruz; el ele, yan yana duruyoruz. Çünkü bu mücadele ancak birlikte verildiğinde anlam kazanır” sözleriyle derneğin temel felsefesini özetledi.
Ertan Yıldırım, “Kanser sadece bir hastalık değil; insanın umutla, yalnızlıkla ve hayata tutunma isteğiyle verdiği çok yönlü bir mücadeledir’’ dedi ve ekledi;
‘’Bir hastanın elini tutmak, en güçlü ilaçtan daha etkilidir’’
Kanserliler ile El Ele Derneği Başkanı Ertan Yıldırım, kanserle mücadelenin yalnızca tıbbi boyutla sınırlı olmadığını vurgulayarak, hastaların ve ailelerinin psikolojik, sosyal ve ekonomik olarak da desteklenmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Toros TV ekranlarında yayımlanan ve moderatörlüğünü Yener Ekinci’nin üstlendiği ‘Gündem Özel’ programına katılan Yıldırım’a göre asıl iyileştirici güç; empati, dayanışma ve hastaya yalnız olmadığını hissettirebilmekten geçiyor. İşte, Ertan Yıldırım’ın sorulara verdiği önemli cevaplar;
Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? Bu yola çıkış hikayeniz nasıl başladı?
Ben Ertan Yıldırım, Kanserliler ile El Ele Derneği’nin kurucu başkanıyım. Bu yola çıkışım tamamen insani bir ihtiyaçtan doğdu. Yakın çevremde kanserle mücadele eden insanların yalnız kaldıklarını, sadece sağlık açısından değil; psikolojik, ekonomik ve sosyal olarak da büyük zorluklar yaşadıklarını gördüm. “Bir kişi bile yalnız hissetmese yeter” diyerek çıktığımız bu yol, bugün yüzlerce hastaya ve ailesine dokunabildiğimiz büyük bir dayanışma ağına dönüştü. Hayat bana erken yaşlarda şunu öğretti: İnsan, en çok zor zamanlarda insana ihtiyaç duyar. Hepimizin hayatında dönüm noktaları vardır. Benim dönüm noktalarımın çoğu, başkalarının acılarına tanıklık ettiğim anlar oldu. Kanserle mücadele eden insanları gördüğünüzde, mesele sadece bir hastalık olmaktan çıkıyor; bir hayat mücadelesine dönüşüyor. İşte o noktada “Ben ne yapabilirim?” sorusu insanın içini kemirmeye başlıyor.
Kendinize sorduğunuz, ‘Ben ne yapabilirim?’ sorusunun cevabı sizi Kanserliler ile El Ele Derneği’ni kurmaya mı götürdü?
Kesinlikle öyle. Bu dernek bir masa başı fikri değil. Sahada gördüğüm eksikliklerin, yalnızlıkların ve çaresizliklerin sonucudur. Kanser hastalarının çoğu tedavi sürecinde yalnız bırakılıyor. Sadece sağlık sistemiyle değil, hayatla da mücadele ediyorlar. İşlerini kaybediyorlar, sosyal çevrelerinden kopuyorlar, bazen en yakınları bile ne yapacağını bilemediği için geri çekiliyor. Dernek tam olarak bu boşluğu doldurmak için kuruldu. Derneğimizin temel amacı, kanser hastalarının ve hasta yakınlarının bu zorlu süreçte yalnız olmadıklarını hissettirmek. Biz sadece maddi destek sunan bir yapı değiliz. Psikolojik destekten sosyal yardımlara, bilgilendirme çalışmalarından moral etkinliklerine kadar çok geniş bir yelpazede faaliyet gösteriyoruz. Amacımız, hastaların tedavi sürecine umutla ve güçlü bir şekilde devam edebilmesini sağlamak.
Derneğin ismi oldukça anlamlı: “Kanserliler ile El Ele” Bu isim neyi ifade ediyor?
“El ele” demek, yan yana durmak demek. Yukarıdan bakmak değil, karşıdan izlemek hiç değil. Biz kimseyi yalnız bırakmak istemiyoruz. Hasta ile el ele, aile ile el ele, gönüllülerle el ele… Bu isim bizim duruşumuzu anlatıyor. Kimseye “sen güçsüzsün” demiyoruz; tam tersine “birlikte güçlüyüz” diyoruz.
Kanser hastalarının yaşadığı en derin sorun sizce nedir?
Umutsuzluk... Tedaviye başlarken herkes bir noktada korkuya kapılıyor. Belirsizlik insanı yıpratıyor. Birçok hasta “Ben bittim” duygusuna sürükleniyor. Oysa kanser bir son değil; zor bir süreç. Bizim en büyük mücadelemiz, hastaya bunu hissettirebilmek. Toplumda genellikle sadece tedavi masrafları konuşulur; ama aslında mesele çok daha derin. Hastalar en çok yalnızlık, umutsuzluk ve bilgi eksikliği ile mücadele ediyor. Birçok hasta “Benden sonra ne olacak?”, “Ailem bu süreci nasıl atlatacak?” gibi sorularla baş başa kalıyor. Biz dernek olarak tam da bu noktada devreye giriyoruz; dinliyoruz, rehberlik ediyoruz, yanında duruyoruz.
Dernek olarak hastaya ilk temas anında nasıl bir yol izliyorsunuz?
Önce dinliyoruz. Asla hazır kalıplarla yaklaşmıyoruz. Her insanın hikayesi farklı. Kimi maddi destek istiyor, kimi psikolojik, kimi sadece konuşmak. Hastaya, “Sen neye ihtiyaç duyuyorsun?” diye sormak bile başlı başına bir destek. Gıda ve nakdi yardımlarımızın yanı sıra, tedavi sürecinde ulaşım desteği sağlıyoruz. Psikolog ve sosyal hizmet uzmanlarıyla iş birliği yaparak danışmanlık hizmetleri sunuyoruz. Ayrıca farkındalık seminerleri, bilgilendirme toplantıları ve moral etkinlikleri düzenliyoruz. Amacımız sadece bugünü kurtarmak değil, hastaların ve ailelerinin geleceğe daha sağlam bakabilmesini sağlamak.
Maddi destekleriniz hangi alanları kapsıyor?
Gıda yardımı, ulaşım desteği, tedavi sürecinde ortaya çıkan temel ihtiyaçlar… Ancak şunu özellikle vurgulamak isterim: Biz yardımı bir lütuf gibi sunmuyoruz. Bu bir dayanışma. Kimseyi rencide etmeden, onurunu koruyarak destek oluyoruz.
Psikolojik destek neden bu kadar önemli?
Çünkü beden kadar ruh da tedaviye ihtiyaç duyar. Moral çöktüğünde, tedaviye uyum da düşüyor. Hastalar kendilerini yalnız hissettiklerinde mücadele gücünü kaybediyor. Biz psikolojik destek çalışmalarını bu yüzden çok önemsiyoruz.
Ailelerin bu süreçte yaşadığı zorlukları nasıl gözlemliyorsunuz?
Aileler çoğu zaman görünmez kahramanlar... Hem hasta bakıyorlar hem kendi korkularıyla mücadele ediyorlar. Özellikle çocuklu ailelerde bu süreç çok daha ağır. Biz aileleri de destek sürecine dahil ediyoruz. Çünkü güçlü aile, güçlü hasta demektir.

Toplumda kanserle ilgili yanlış algılar neler?
“Kanser bulaşıcıdır”, “kanserliyle temas edilmez”, “kanserli zaten ölür” gibi çok ağır ve yıkıcı düşünceler var. Bunlar hastayı yalnızlaştırıyor. Oysa bilim ilerliyor, tedavi yöntemleri gelişiyor. En önemlisi de umut var. Ne yazık ki hala önyargılar mevcut. Kanser denildiğinde insanlar korkuyor, uzak duruyor. Oysa kanser bir yalnızlaşma nedeni olmamalı. Toplum olarak empatiyi artırmamız gerekiyor. Bir telefon, bir mesaj, bir ziyaret bile hastalar için inanılmaz bir moral kaynağı olabiliyor. Biz bu bilinci yaymak için yoğun çaba harcıyoruz.
Farkındalık çalışmalarınızdan söz eder misiniz?
Seminerler, bilgilendirme toplantıları, sosyal medya çalışmaları yapıyoruz. Kanserin erken teşhisle kontrol altına alınabileceğini anlatıyoruz. Toplumu korkuyla değil, bilgiyle buluşturmak istiyoruz.
Gönüllüleriniz derneğe nasıl katkı sağlıyor?
Gönüllülerimiz bu yapının ruhu. Kimi hastayı ziyarete gidiyor, kimi organizasyonlarda görev alıyor, kimi sadece bir telefonla moral veriyor. Bu gönül bağı olmasa bu dernek ayakta duramazdı. Gönüllülük bizim bel kemiğimiz. Maddi destek çok önemli; ama gönülden verilen destek çok daha kıymetli. Gönüllülerimiz zamanlarını, enerjilerini ve sevgilerini paylaşıyor. Bu da derneğimizin samimiyetini ve gücünü artırıyor.
Sizi en çok sarsan ya da umutlandıran anlardan birini paylaşır mısınız?
Tedavisi biten bir hastamız, “Bu dernek olmasaydı ben çoktan vazgeçmiştim” demişti. O cümle, bütün yorgunluğumu aldı. Çünkü bazen bir hayatı değiştirmek için büyük şeyler değil, doğru zamanda doğru destek yeterlidir.
Kanserle mücadelede devlet, sivil toplum ve bireyler nasıl bir rol üstlenmeli?
Bu bir ekip işi. Devlet sağlık hizmetlerini güçlendirmeli, sivil toplum sahada destek olmalı, bireyler de empati kurmalı. Kimse “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” dememeli.
Gelecek hedefleriniz neler?
Daha fazla aktif olmak, kalıcı destek merkezleri kurmak, psikososyal destek ağını genişletmek istiyoruz. Uzun vadede kanserle mücadelede örnek gösterilen bir dernek olmayı hedefliyoruz.
Dernek olarak sizi ayakta tutan en büyük motivasyon nedir?
Bir hastanın yüzünde gördüğümüz tebessüm. Bir aileden gelen teşekkür mesajı. Bir gönüllünün “İyi ki buradayım” demesi. Bunlar her şeye değer.
Son olarak, kanserle mücadele eden bireylere ve topluma ne söylemek istersiniz?
Kanser bir kader değil, bir mücadele sürecidir. Yalnız değilsiniz. Yardım istemek güçsüzlük değil, cesarettir. Topluma da şunu söylüyorum: Birlikte olursak, el ele verirsek her yük hafifler. Asla yalnız değilsiniz. Umut her zaman var ve paylaşınca çoğalıyor. Yardım istemekten çekinmeyin. Biz buradayız, yanınızdayız ve el ele verdiğimizde bu sürecin çok daha güçlü şekilde atlatılabileceğine inanıyoruz.




