Boşanma davalarında yaşanan anlaşmazlıklar, Aile Mahkemelerinin ardından temyiz sürecinde Yargıtay'ın önüne geliyor. Yüksek Mahkeme, yıllar içerisinde verdiği kararlarla evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan davranışlara ilişkin önemli içtihatlar oluşturdu. Bu kararlar, benzer davalarda mahkemelere yol gösterici nitelik taşıyor.

Uzmanlar, boşanma davalarında yalnızca fiziksel şiddetin değil, psikolojik baskı, ekonomik şiddet ve eşler arasındaki ilgisizliğin de kusur değerlendirmesinde dikkate alındığını belirtiyor.

"Seninle evlendiğime pişmanım" sözü boşanma nedeni sayıldı

Yargıtay, eşlerden birinin sürekli olarak diğerine "Seninle evlendiğime pişmanım" şeklinde ifadeler kullanmasının evlilik birliğini temelinden sarsan davranışlardan biri olduğuna hükmetti. Kararda, bu sözlerin kişilik haklarını zedelediği, onur kırıcı ve duygusal şiddet niteliği taşıdığı değerlendirilerek boşanma gerekçesi olarak kabul edildi.

Yemekleri sürekli küçümsemek ağır kusur kabul edildi

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin değerlendirdiği bir davada, eşinin yaptığı yemekleri sürekli aşağılayan ve hakaret içeren ifadeler kullanan erkeğin ağır kusurlu olduğuna karar verildi.

Kararda, "Yaptığın yemekleri beğenmiyorum, sen cahilsin, sen ne anlarsın, tipe bak, hırsız, utanmaz, senin yemeklerin zehirli" gibi sözlerin eşe yönelik ağır hakaret ve psikolojik şiddet oluşturduğu belirtildi. Buna karşılık kadının kullandığı hakaret içerikli sözler ise olayın bütünlüğü içerisinde daha hafif kusur kapsamında değerlendirildi.

Hasta eşi yalnız bırakmak da ağır kusur

Yargıtay, hasta olan eşiyle ilgilenmeyen ve ona bakmamak için evden uzak duran kocanın da ağır kusurlu olduğuna hükmetti.

Kararda, eşlerin birbirlerine karşı sadakat ve dayanışma yükümlülüğü bulunduğu hatırlatılarak, hastalık döneminde eşini yalnız bırakmanın evlilik birliğinin gereklerine aykırı olduğu vurgulandı.

Aile bütçesine katkı sağlamamak kusur sayıldı

Hava Kuvvetleri'nden Kıbrıs Barış Harekâtı'nın 52. yılına özel paylaşım
Hava Kuvvetleri'nden Kıbrıs Barış Harekâtı'nın 52. yılına özel paylaşım
İçeriği Görüntüle

Ekonomik sorumlulukların yerine getirilmemesi de Yargıtay'ın dikkat çektiği konular arasında yer aldı. Bir davada aldığı maaşı evin ihtiyaçları için kullanmayan, çocukların harçlıklarına el koyan erkeğin ağır kusurlu olduğu değerlendirilerek boşanmada aleyhine karar verildi.

Yargıtay, eşlerin ortak yaşamın giderlerine güçleri oranında katkı sağlamakla yükümlü olduğuna işaret etti.

Aşırı cimrilik tazminat nedeni olabiliyor

Yargıtay'ın emsal kararlarından birinde, eşini sürekli elektrik, su ve doğalgaz kullanımı nedeniyle uyaran, "Banyonun ışığını çok yaktın", "Sifonu niye çektin?", "Çay demleme" gibi ifadeler kullanan kişinin kusurlu olduğu belirtildi.

Kararda, eşi karanlıkta yaşamaya zorlamak, ısınmayı kısıtlamak veya temel ihtiyaçların karşılanmasını engelleyecek ölçüde aşırı tutumlu davranmanın ekonomik şiddet kapsamında değerlendirilebileceği ve boşanmanın yanı sıra maddi tazminata da neden olabileceği ifade edildi.

Sürekli iş değiştirmek de kusur oluşturabiliyor

Yargıtay, geçerli bir neden olmaksızın sürekli iş değiştiren, aile ekonomisini olumsuz etkileyen ve eşine karşı ilgisiz davranan tarafı da kusurlu buldu.

Kararda, çalışma hayatındaki istikrarsızlığın aile düzenini olumsuz etkilediği ve evlilik birliğinin yükümlülüklerinin yerine getirilmesini zorlaştırdığı vurgulandı.

Alkol bağımlılığı ve sorumsuz davranışlar tam kusur sayıldı

Sürekli alkol kullanan, eşine kötü davranan ve ailesinden habersiz şekilde borçlanan kocanın da boşanma davasında tam kusurlu olduğuna karar verildi.

Yargıtay, bu tür davranışların aile huzurunu bozduğunu ve eşler arasındaki güven ilişkisini ortadan kaldırdığını belirtti.

İlgisizlik de boşanma gerekçesi olabiliyor

Yargıtay'ın dikkat çeken kararlarından biri de eşler arasındaki ilgisizliğe ilişkin oldu. Eşinin çalıştığı iş yerini bilmeyen, ailesinin telefonlarına cevap vermeyen ve evlilik birliğine karşı ilgisiz davranan erkeğin kusurlu olduğuna hükmedildi.

Bu karar doğrultusunda ilgili tarafın nafaka ve tazminat ödemesine karar verildi.

Her olay kendi şartları içinde değerlendiriliyor

Hukukçular, Yargıtay'ın bu kararlarının her boşanma davasında otomatik olarak aynı sonucun doğacağı anlamına gelmediğini belirtiyor. Mahkemeler, her davada tarafların iddialarını, delilleri, tanık beyanlarını ve olayın tüm koşullarını ayrı ayrı değerlendirerek kusur oranını belirliyor. Ancak Yargıtay'ın verdiği emsal kararlar, benzer uyuşmazlıklarda mahkemeler açısından önemli bir yol gösterici niteliği taşıyor.

Kaynak: İHA