Uluslararası Akademisyen, Gazeteci ve Medya Temsilcileri Forumu’nun gala gecesine katılan Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Abdulkadir Çay, gazetecinin emeğinin ve telif hakkının nasıl korunacağının hep birlikte ele alınması gerektiğini söyledi. Gecede Hasan Basri Çantay Onur Ödülleri sahiplerini bulurken, Genel Müdür Çay’a Onur Ödülü takdim edildi.
Hasan Basri Çantay Onur Ödüllerinin de sahiplerini bulduğu gecede konuşan Genel Müdür Çay, bu prestijli buluşmaya katılmaktan büyük memnuniyet duyduğunu ifade etti.
Balıkesir’in; sınırları belli bir coğrafyanın çok daha ötesinde, bu toprakların bağımsızlık iradesini temsil eden Kuvâ-yi Milliye ruhunun önemli merkezlerinden biri olduğunu belirten Çay, bu ruhun yalnızca Millî Mücadele’nin bir hatırası olarak görülmemesi gerektiğini söyledi.
Genel Müdür Çay, “Taşıdığımız miras; zor zamanda sorumluluk almak, imkânlar sınırlı olsa da doğru bildiğinin yanında durmak ve ortak bir değer etrafında kenetlenmektir. Bugün medya dünyasının karşı karşıya olduğu yeni sınavlar karşısında da ihtiyacımız olan şey, aslında aynı sorumluluk duygusudur” ifadelerini kullandı.
Yerel basın kamu adına önemli bir vazifeyi yerine getiriyor
Basın İlan Kurumu’nun önemli paydaşlarından biri olan yerel basın kuruluşlarının bulundukları şehrin hafızasını tuttuğunu, vatandaşın sesini duyurduğunu ve yerel meseleleri gündeme taşıdığını belirten Çay, basının kamu adına önemli bir vazifeyi yerine getirdiğine dikkat çekti.
Kurum tarafından sağlanan desteklerin yayın kuruluşlarının faaliyetlerini sürdürebilmeleri açısından önemli bir işlev gördüğünü ifade eden Çay, “2026 yılının ilk 7 ayında Balıkesir’deki gazete ve internet haber sitelerimize 100 milyon Liraya yaklaşan bir resmî ilan ve reklam desteği sağladık. Bu kamu kaynağının, yayın kuruluşlarımızın ayakta kalmasında, istihdamın korunmasında ve haber üretiminin sürdürülmesinde ne kadar kritik bir işlev gördüğünün farkındayız” şeklinde konuştu.
Yerel basının sürdürülebilirliğinin yalnızca ekonomik desteklerle değil, değişen medya düzenine uyum sağlama kapasitesiyle de yakından ilişkili olduğunu vurgulayan Çay, dijitalleşmenin yayıncılık açısından taşıdığı öneme değindi.
Gazetecinin emeğinin ve telif hakkının nasıl korunacağı hep birlikte ele alınmalı
“Dijitalleşme; salt bir internet sitesi açmaktan ibaret değildir. Yayıncılık kültürünün, okur ilişkisinin ve iş modellerinin baştan sona güncellenmesidir” diyen Çay, medya sektörünün dijital dönüşüm sürecinde yapay zekâ ve dijital araçların sunduğu imkânlardan yararlanılması gerektiğini ifade etti.
Ancak bu dönüşümün beraberinde önemli soru işaretlerini de getirdiğine işaret eden Çay, yapay zekâ ve dijital araçların haber üretimini hızlandırıp kolaylaştırırken, habercinin sahadaki emeğinin görünmez kılınması ve özgün içeriğin izinsiz kullanılması gibi ciddi etik ve ekonomik kayıplara da yol açabildiğini söyledi.
Bunun küresel düzeydeki en somut örneklerinden birinin yakın zamanda yaşandığını belirten Çay, Fransız yayıncıların yapay zekâ arama özetlerine karşı rekabet otoritesine resmî başvuruda bulunduğunu hatırlattı.
Genel Müdür Çay, söz konusu itirazın temelinde, gazetecinin sahada emek vererek ürettiği haberin arama motoru tarafından süzülerek kullanıcıya doğrudan sunulmasının ve bu nedenle okurun haberin asıl kaynağına yönelmemesinin bulunduğunu kaydetti.
ABD merkezli dünyaca tanınan medya kuruluşlarından da benzer tepkilerin yükseldiğine dikkat çeken Çay, yapay zekâ destekli hizmetlerde haber içeriklerinin kullanılmasına karşı çıkan yayıncıların, içeriklerinin bu sistemlerde kullanılmasını sınırlandırabilecek veya tamamen devre dışı bırakabilecek seçeneklerin hayata geçirilmesini gündeme taşıdığını söyledi.
Bu durumun yalnızca Amerika, Fransa ve diğer ülkelerdeki yayıncıların değil, Balıkesir’deki ve Türkiye’nin dört bir yanındaki haber mecralarının da doğrudan karşı karşıya olduğu ortak bir sınav olduğunu belirten Çay, “Tıklama sayıları düşmekte, site trafiği azalmakta ve haberi üreten emekçi ile o içerikten ekonomik değer üreten platformlar arasındaki denge bozulmaktadır” dedi.
Genel Müdür Çay, bu noktada gazetecinin emeğinin ve telif hakkının nasıl korunacağı sorusunun hep birlikte ele alınması gerektiğini vurgulayarak, “Bizler teknolojiyi karşıya alan bir anlayışta değiliz; aksine imkânlarından en üst düzeyde yararlanılması gerektiğine inanıyoruz. Fakat teknolojiyi besleyen, onu anlamlı kılan özgün içeriklerin ve gazeteci alın terinin, platformlarca karşılıksız bir veri deposu olarak görülmesine de müsaade etmemeliyiz” ifadelerini kullandı.
Telif hakları konusundaki süreçleri kararlılıkla takip etmelerinin nedeninin de bu yaklaşım olduğunu belirten Çay, meselenin yalnızca hukuki bir tartışmadan ibaret olmadığını, gazeteciliğin itibarını ve ekonomik değerini koruma meselesi olduğunu kaydetti.





