İYİ Parti Adana Milletvekili Ayyüce Türkeş Taş, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada Türk Kızılay'ın faaliyetleri ile sermaye piyasalarında yaşandığını belirttiği yatırımcı mağduriyetlerini gündeme getirdi.
Kızılay'a yapılan bağışlar ile vatandaşların sermaye piyasalarına yatırdığı tasarrufların ortak noktasının güven olduğunu vurgulayan Taş, denetim ve şeffaflık konusunda iktidara eleştiriler yöneltti.
Taş, her iki alanda yaşanan sorunların yalnızca maddi kayıplarla sınırlı olmadığını, devlet kurumlarına duyulan güveni de olumsuz etkilediğini savundu.
“İki farklı mağduriyet ama aynı temel mesele”
Konuşmasında Kızılay ile sermaye piyasalarındaki denetim tartışmaları arasında bağlantı kuran Ayyüce Türkeş Taş, her iki alanda da hesap verebilirliğin sorgulanması gerektiğini söyledi.
Taş, şu ifadeleri kullandı:
“Bir tarafta milletimizin bağışlarıyla ayakta duran Kızılay, diğer tarafta vatandaşlarımızın alın teriyle biriktirdikleri tasarruflarını emanet ettiği sermaye piyasaları. Bir tarafta depremzedeler için bağışlanan çadırların satılmasıyla sarsılan kamuoyu güveni, diğer tarafta düzenleyici ve denetleyici kurumların gözünün içine baka baka fonlar üzerinden gerçekleştirilen manipülasyonlar nedeniyle mağdur olan yatırımcılar. İki farklı alan, iki farklı mağduriyet ama aynı temel mesele: Denetim nerede, şeffaflık nerede, hesap veren kim?”
Kızılay eleştirisi: “Önemli olan kanun koymak değil, uygulamak”
Türk Kızılay'ın toplum açısından taşıdığı öneme dikkat çeken Taş, kurumun afetlerde, sağlık hizmetlerinde ve sosyal yardımlarda üstlendiği görevleri hatırlattı.
Kızılay denildiğinde vatandaşların aklına depremzedelere yardım, ihtiyaç sahiplerine destek ve dayanışma gelmesi gerektiğini belirten Taş, deprem döneminde çadır satışıyla gündeme gelen olayların kamuoyundaki güveni sarstığını söyledi.
Bağışların bazı vakıflara aktarıldığına ilişkin haberleri de hatırlatan Taş, bu konulardaki iddiaların açıklığa kavuşturulması gerektiğini savundu.
Kızılay'ın özel bir kanunla düzenlenmesini olumlu bir adım olarak değerlendiren Taş, asıl sorunun mevcut mevzuatın uygulanması olduğunu ifade etti.
Türkiye'de anayasal ilkelerin ve mevcut kanunların uygulanmadığını savunan Taş, denetim yapmakla görevli kurumların sorumluluklarını yerine getirmediğini öne sürdü.
“Bu açık ve net organize ve nitelikli bir finansal dolandırıcılıktır”
Sermaye piyasalarında yaşandığını ileri sürdüğü manipülasyonlara da değinen İYİ Partili Taş, yatırımcıların korunmasında görevli kurumları eleştirdi.
Türkiye'nin AK Parti iktidarı döneminde büyük bir finansal skandalla karşı karşıya kaldığını iddia eden Taş, yaşananları “organize ve nitelikli bir finansal dolandırıcılık” olarak nitelendirdi.
Taş, sermaye piyasalarının denetiminden sorumlu kurumların varlığına rağmen yatırımcıların mağdur olduğunu savunarak şöyle konuştu:
“SPK vardır, Borsa İstanbul vardır, Takasbank vardır, Merkezi Kayıt Kuruluşu vardır. Hatta ve hatta Hazine ve Maliye Bakanı vardır. Bu kadar kurum, bu kadar mevzuat, bu kadar otorite, bu kadar denetim yetkisi varken peki yatırımcıyı kim korudu sorusuna cevap yoktur.”
Vatandaşların maddi kayıp yaşamasının ardından yapılan müdahalelerin, zamanında gerçekleştirilmediğini savunduğu denetimlerin sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağını belirtti.
“Esas zarar gören devletin kurumlarına duyulan güvendir”
Kızılay ile sermaye piyasalarındaki sorunların ortak noktasının kamu güveni olduğunu ifade eden Taş, vatandaşların her iki alanda da kurumsal yapılara güvenerek hareket ettiğini söyledi.
İYİ Parti Adana Milletvekili, “Birinde vatandaş Kızılay'a güvenerek bağış yapıyor, diğerinde devletin denetlediği finansal sisteme güvenerek yatırım yapıyor. Her ikisinde de esas zarar gören yalnızca vatandaşın parası değil, maalesef devletin kurumlarına duyduğu güvendir” değerlendirmesinde bulundu.
Taş, sorunların ardından yeni yasal düzenlemeler yapılmasının tek başına yeterli olmadığını, sorumluluğu bulunan kişilerin de hesap vermesi gerektiğini savundu.
“Mesele kanun eksikliği değil, mevcut kanunların uygulanmamasıdır”
İktidarın yönetim anlayışını eleştiren Taş, kamuoyunda tartışma yaratan olayların ardından yeni kanunlar ve yetkiler gündeme getirildiğini, ancak denetim sorumluluğunun yeterince sorgulanmadığını ileri sürdü.
Taş, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü:
“Çünkü mesele kanun eksikliği değil, mevcut kanunların uygulanmamasıdır. Mesele yetki eksikliği değil, mevcut yetkilerin nasıl kullanıldığıdır. Mesele denetim mekanizmalarının yokluğu değil, neden işletilmediğidir.”
Kızılay'da bağışçıların, sermaye piyasalarında ise yatırımcıların güveninin zedelendiğini savunan Taş, denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
“Denetim eksikliğini yeni yetkilerle örtemezsiniz”
Yeni düzenlemelerin mevcut sorunların üzerini örtmemesi gerektiğini belirten Taş, kamu kurumlarında şeffaflık ve hesap verebilirliğin esas alınması çağrısında bulundu.
Taş, “Denetim eksikliğini yeni yetkilerle, güven kaybını yeni ayrıcalıklarla, yönetim zafiyetini de yeni kanunlarla örtemezsiniz” ifadelerini kullandı.
Yanlış uygulamaların sorumlularından hesap sorulmamasının benzer sorunların tekrarlanmasına neden olacağını savunan Taş, devletin itibarının çıkarılan kanun sayısıyla değil, uygulanan adalet ve sağlanan şeffaflıkla ölçüleceğini söyledi.
“Türk milleti sorumluların hesap vermesini bekliyor”
Konuşmasının sonunda iktidara çağrıda bulunan Ayyüce Türkeş Taş, denetim ve hesap verebilirlik mekanizmalarının etkin şekilde işletilmesi gerektiğini vurguladı.
Taş, “Devletin itibarı çıkardığınız kanunların sayısıyla değil, uyguladığınız adaletle, sağladığınız şeffaflıkla ve verdiğiniz hesapla ölçülür. Türk milleti artık yeni vaatler değil, sorumluların hesap vermesini beklemektedir” diyerek konuşmasını tamamladı.




