Türkiye'nin zengin florası ve güçlü arıcılık kültürüyle küresel bir güç olduğunu belirten Demir, üretilen bal ve arı ürünlerinin yaklaşık yüzde 80'inin ormanlık alanlardan elde edildiğine dikkat çekti.
Zengin florası, arı ırkı çeşitliliği ve köklü üretim kültürüyle dünya arıcılığının zirvesinde yer alan Türkiye, bal üretimindeki gücünü her geçen gün artırıyor. Resmi verilere göre yıllık 97 bin 253 ton bal üretimiyle dünyada ikinci, yaklaşık 8,7 milyon arı varlığıyla da üçüncü sırada yer alan Türkiye; çam, kestane, geven, yayla ve çiçek ballarıyla uluslararası pazarda dev bir potansiyeli elinde bulunduruyor.
Üretimin yüzde 80'i ormanlardan geliyor
Biyoçeşitliliğin ve doğal ekosistemin korunmasında arıların bitkisel tozlaşma sağlayan hayati bir rol üstlendiğini ifade eden TAB Başkanı Ali Demir, ormanların arıcılık sektörü için stratejik birer kale olduğunu vurguladı. Kestane, ıhlamur, akasya, çam ve sedir gibi ağaçların yanı sıra orman tabanındaki otsu bitkilerin üretimi doğrudan beslediğini belirten Demir, "Ülkemizdeki bal ve diğer arı ürünleri üretiminin yaklaşık yüzde 80'i orman ve orman sayılan alanlardan elde ediliyor" dedi.
2010 yılında başlayan proje meyvelerini verdi
Orman Genel Müdürlüğü (OGM) tarafından 2010 yılından itibaren hayata geçirilmeye başlanan "Bal Ormanları" projesinin hem arıcılık hem de ormancılık açısından tarihi bir kazanım olduğunu ifade eden Ali Demir, projenin güncel durumuna dair şu bilgileri paylaştı:
-
Devasa Alan ve Koloni Kapasitesi: Bugün Türkiye'de 103 bin 858 hektar ormanlık alana yayılmış, 1 milyon 101 bin koloni kapasiteli tam 918 bal ormanı aktif olarak hizmet veriyor.
-
Kırsal Kalkınmaya Destek: Bu özel alanlar sadece bal miktarını artırmakla kalmıyor; orman ekosistemini koruyor, odun dışı ürünleri ekonomiye kazandırıyor ve kırsaldaki üreticinin gelirini katlayarak yerel kalkınmayı destekliyor.
41 Türk balı coğrafi işaret tescili aldı
Türkiye'nin yöresel ve karakteristik ballarının dünyada hak ettiği değeri bulması için coğrafi işaret tescilinin kritik bir hamle olduğunu belirten Demir, "Türkiye'de ikisi uluslararası olmak üzere tam 41 balımız coğrafi işaret tescili aldı. Bu tesciller hem emeği geçen üreticimizi koruyor hem de tüketiciye sahte ürünlere karşı güven veriyor" şeklinde konuştu.
"Tescil yetmez, sıkı denetim ve pazarlama şart"
Coğrafi işaret almanın tek başına yeterli bir achievement kriteri olmadığının altını çizen TAB Başkanı Ali Demir, sürdürülebilir katma değer için yetkililere ve paydaşlara şu çağrıda bulundu:
"Coğrafi işaretin alınması kadar, tescil sonrasındaki süreçte ürünün sahteciliğe karşı denetiminin yapılması, üretim kriterlerinin titizlikle korunması, etkin tanıtım faaliyetlerinin yürütülmesi ve küresel pazarlama süreçlerinin güçlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Ancak bu sayede coğrafi işaretli ürünlerimiz gerçek değerine ulaşabilir ve arıcımıza sürdürülebilir bir kazanç sağlayabilir. Gelecek dönemde ballı ve polenli bitki türlerinden oluşan bal ormanlarımızın sayısını daha da artırmalıyız."