Türkiye, yenilenebilir enerji alanında attığı stratejik adımlarla bölgesel bir üretim merkezi olma konumunu pekiştiriyor. TÜREB Başkanı İbrahim Erden, rüzgar enerjisinin artık bir potansiyel olmaktan çıkıp somut bir sanayi gücüne dönüştüğünü vurgulayarak sektörün geleceğine ışık tuttu.
Geniş üretim altyapısı ve coğrafi avantaj
Türkiye’nin rüzgar ekosisteminde; 7 kule, 3 kanat ve 4 jeneratör tesisi ile dişli kutusu üretim tesisleri bulunuyor. Avrupa, Orta Doğu ve Orta Asya pazarlarına olan yakınlığın büyük bir lojistik avantaj sağladığını belirten Erden, Türkiye'nin hızlı teslimat ve yüksek mühendislik kabiliyetiyle rakiplerinden ayrıştığını ifade etti. Erden, "Sanayi, inşaat ve bakım alanlarında 20 binden fazla kişiye iş imkanı sunuyoruz" dedi.

Yerli teknolojide %80 başarı: EÜAŞ ve ASELSAN imzası
Teknoloji geliştirme kapasitesindeki artışa dikkat çeken Erden, EÜAŞ ve ASELSAN iş birliğiyle geliştirilen 4,3 megavatlık türbinin %80 yerlilik oranına ulaştığını müjdeledi. Bu gelişmenin yanı sıra, deniz üstü (offshore) rüzgar projelerinin devreye girmesiyle birlikte kule, kablo ve liman lojistiği alanlarında yeni bir yatırım dalgasının tetiklenmesi bekleniyor.
Yatırımcının gözü 2035 hedeflerinde
Sektörün sürdürülebilir büyümesi için şebeke altyapısının güçlendirilmesi ve finansman belirsizliğinin giderilmesi gerektiğini kaydeden Erden, şunları söyledi:
"2035 için öngörülen 7,5 gigavat batarya kapasitesi, enerji dönüşümünün depolamayla birlikte ilerleyeceğini gösteriyor. Düzenli YEKA takvimi ve öngörülebilir kurulum temposu, üreticilerin uzun vadeli yatırım kararları için belirleyici olacaktır."
Adana’nın rüzgar potansiyeli güçleniyor
Türkiye’nin genelindeki bu büyüme hamlesi, rüzgar hızı ve lojistik imkanlarıyla öne çıkan Adana ve çevresindeki enerji yatırımlarına da ivme kazandırıyor. Bölgedeki sanayi tesislerinin rüzgar ekipmanı üretimine entegre olması, kentin "enerji üssü" vizyonuna doğrudan katkı sağlıyor.




