Türkiye'nin gündeminden düşmeyen okul saldırıları, dijital okuryazarlık ve siber güvenliğin ötesinde, derin sosyolojik ve psikolojik bir krizi işaret ediyor. Uzmanlar, Telegram ve Discord gibi platformların kontrolsüz yapılarında gençlerin nasıl radikalleştiğini çarpıcı analizlerle ortaya koydu.

"Sanal kahramanlık gerçek hayata taşınıyor"
İstanbul Medipol Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ali Büyükaslan, ergenlik dönemindeki çocukların dijital dünyadaki rolleri gerçek hayata aktarma eğiliminde olduklarına dikkat çekti. Büyükaslan, şiddetin sosyal medyada "etkileşim" uğruna fetişleştirilmesinin sakıncalarına değinerek, "Ekran içindeki kahramanlığın benzerini gerçek dünyada yaşatma tutkusu, çocukları dijital demir parmaklıklar ardına mahkum ediyor. Bu platformlar artık sadece oyun alanı değil, her türlü istismara açık kimlik inşa merkezleridir" dedi.

Aile bağlarındaki zayıflık ve "Görünür olma" arzusu
Sosyolog Prof. Dr. Barış Erdoğan ise meselenin temelinde "aidiyet kaybı" yattığını belirtti. Modern ailenin yorgun ve dağınık yapısının gençleri dijital mecralara ittiğini savunan Erdoğan, şu tespitlerde bulundu:
"Gerçek hayatta silik hisseden bir genç, bu karanlık gruplarda 'korkulan kişi' olarak sahte bir statü kazanıyor. Şiddet, kaybettiği ağırlığı geri kazanmanın bir yolu gibi sunuluyor. Canlı yayınlar, manifestolar ve görsel semboller bu 'sahnelenmiş' şiddetin birer parçası. Fail sadece zarar vermekle yetinmiyor, görülmek ve iz bırakmak istiyor."

"Suç laboratuvarı" olarak kullanılan platformlar
Psikolog Abdulaziz Yılmaz, Discord gibi denetimsiz alanların birer "suç laboratuvarı" gibi işlediğini ifade etti. 12-13 yaşındaki çocukların ağır silahlarla bu eylemleri tek başlarına planlamasının mümkün olmadığını vurgulayan Yılmaz, "Arka planda mutlaka toplumu terörize etmek isteyen planlayıcılar var. Bu yapılar, çocuğu 'ölümsüzleşeceksin' vaadiyle kendi yaşamına da son vermeye yönlendiriyor" diyerek tehlikenin boyutuna işaret etti.

Hukuki sorumluluk: Övmek de suç!
Hukukçular ise dijital dünyada işlenen suçların cezasız kalmadığını hatırlattı. Prof. Dr. Murat Volkan Dülger, saldırıları sosyal medyada meşrulaştıran veya öven yorumların "suçu ve suçluyu övme" kapsamında ağır cezai yaptırımları olduğunu vurgularken; Bilişim Hukukçusu Gökhan Ahi, yasaklamanın kalıcı çözüm olmadığını, dijital mecraların aynı zamanda suçun tespiti için önemli deliller sunduğunu belirtti.

Çözüm: Yasak değil, sahici iletişim
Uzmanların ortaklaştığı çözüm noktası ise yasaklardan ziyade "sahici bir ilişki" kurmak. Ailelerin çocuklarıyla kaliteli zaman geçirmesi, eğitim sisteminin başarı baskısı yerine değer odaklı bir yapıya evrilmesi ve dijital okuryazarlığın bir hayat becerisi olarak kazandırılması, bu "karanlık statü" arayışına karşı en güçlü kalkan olarak görülüyor.





