16 Ekim Dünya Gıda Günü dolayısıyla TMMOB Gıda Mühendisleri Odası Adana Şubesi, TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Adana Şubesi ve TMMOB Kimya Mühendisleri Odası Güney Bölge Şubesi ortak bir basın açıklaması gerçekleştirerek gıda krizine ve mevcut politikalara dikkat çekti. Odalar adına hazırlanan ortak bildiriyi, TMMOB Gıda Mühendisleri Odası Adana Şube Başkanı Levent Yergök kamuoyuyla paylaştı.
Gıdanın yalnızca piyasada alınıp satılan sıradan bir ticari emtia olmadığını belirten Levent Yergök, bunun insan yaşamının ve sağlığının en temel unsuru olduğunun altını çizdi. Gıda üretim ve tüketim zincirindeki aksamalara ve artan maliyetlere işaret eden Yergök, mevcut politikaların halkın beslenme hakkını tehdit ettiğini ifade etti.
"Üreticinin bağımsızlığını ve tüketicinin uygun fiyatlı gıdaya erişimini sınırlandırmaktadır"
TMMOB Gıda Mühendisleri Adana şube başkanı Levent Yergök, “Gıda sorunu yalnızca ne kadar üretildiğiyle değil, neyin, nasıl ve kim için üretildiğiyle ilgilidir. Gıda zincirinin tohumdan gübreye, işlemeden dağıtıma kadar giderek daha fazla sermaye yoğunlaşmasının kontrolüne girmesi; üreticinin bağımsızlığını ve tüketicinin uygun fiyatlı gıdaya erişimini sınırlandırmaktadır. Açlık ve yoksulluk kaçınılmaz bir kader değil, uygulanan ekonomi, tarım ve gelir politikalarının da sonucudur. Gıda, yalnızca piyasada alınıp satılan bir meta değil, yaşamın ve sağlığın temelidir. Bu nedenle gıda politikaları şirketlerin kârlılık hedeflerine ve piyasa koşullarına terk edilemez. Gıda enflasyonuyla mücadele; üreticiyi koruyan, tüketiciyi gözeten, emeğin karşılığını güvence altına alan ve gelir dağılımındaki adaletsizliği azaltan bütüncül politikalarla mümkündür” diye ifade etti.
"Bir çocuğun sağlıklı beslenebilmesi, ailesinin ekonomik koşullarına bağlı olmamalıdır"
Levent Yergök, “Gıda hakkının ihlalinin en ağır sonuçlarından biri çocukların beslenmesinde görülmektedir. Yetersiz ve dengesiz beslenme; çocukların fiziksel gelişimini, bilişsel becerilerini, okul başarısını ve geleceğini doğrudan etkilemektedir. Bir çocuğun sağlıklı beslenebilmesi, ailesinin ekonomik koşullarına bağlı olmamalıdır. Okullarda bütün çocuklara en az bir öğün ücretsiz, yeterli, dengeli ve güvenli yemek ile temiz içilebilir su sağlanması bir yardım değil, kamunun temel sorumluluğudur. Bu uygulama, çocukların beslenme ve eğitim haklarının korunmasının yanı sıra toplumsal eşitsizliklerin azaltılması açısından da yaşamsal önemdedir. Okul yemekleri bilimsel beslenme ilkelerine uygun hazırlanmalı; güvenilir hammadde, hijyen, izlenebilirlik ve etkin denetim koşulları sağlanmalıdır. Uygulama, bütçesi kamu tarafından karşılanan, ülke genelinde eşit ve sürdürülebilir bir kamusal programa dönüştürülmelidir. Gerekli kaynak ayrılmalı, ilgili meslek disiplinlerinin bilgi ve uzmanlığından yararlanılmalıdır. Çocukların geleceği tasarruf kalemi, sağlıklı beslenme bir lüks, okul yemeği ve okul gıdası logosu ise ertelenebilir bir vaat değildir!” dedi.
"Kısır döngü oluşuyor"
Tarımsal üretimde artan tohum, gübre, mazot, enerji, sulama, yem ve işçilik maliyetlerinin üreticilerin üretimi sürdürmesini zorlaştırdığını belirten Levent Yergök, bu durumun üreticinin emeğinin karşılığını alamadığı, tüketicinin ise gıdayı yüksek fiyatlarla satın almak zorunda kaldığı bir kısır döngü oluşturduğunu ifade etti.
Bu krizin aşılması için tarımsal üretimin yalnızca piyasa getirisine göre değil, toplumun beslenme ihtiyaçları ve kamusal yarar doğrultusunda ele alınması gerektiğini kaydeden Yergök; küçük üreticilerin ve aile işletmelerinin desteklenmesini, kooperatiflerin güçlendirilmesini, üreticinin gelir güvencesini sağlayacak desteklerin ve kamusal alım mekanizmalarının akifleştirilmesini istedi.
Tarımsal planlamanın ülkenin beslenme ihtiyaçlarını, üretim kapasitesini, iklim koşullarını ve doğal kaynakları birlikte gözetmesi gerektiğini belirten Levent Yergök, gıda egemenliğinin toplumların neyi, nasıl ve kimin için üreteceklerine demokratik biçimde karar verebilmesi anlamına geldiğini vurguladı.
"Doğal kaynaklar korunmalı"
Gıda arzının ve tedarik zincirlerinin sadece serbest piyasa mekanizmalarına terk edilemeyeceğinin altını çizen Levent Yergök; derinleşen iklim krizinin, artan kuraklığın, su havzalarındaki kirliliğin, erozyonla yaşanan toprak kayıplarının ve tarım arazilerinin rant uğruna amaç dışı kullanılmasının güvenli gıda geleceğini ciddi şekilde tehlikeye attığını belirtti.
Meraların, ormanların, su kaynaklarının ve verimli tarım topraklarının titizlikle muhafaza edilmesi gerektiğini dile getiren Yergök, ekolojik dengenin gözetilerek bugünden atılacak adımların yarınların güvencesi olduğunu vurguladı.




