Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Yönetim Kurulu, CHP’nin kurultay davasıyla ilgili mutlak butlan kararı verilmesinin ardından CHP Genel Merkezi çevresinde patlak veren gerginliklerde, görev başındaki basın mensuplarına yönelik gerçekleştirilen sert müdahale ve fiziki saldırıları yazılı bir açıklamayla kınadı. TGC, yaşanan olayların basın ve düşünceyi ifade özgürlüğü açısından büyük bir kaygı unsuru olduğunu vurguladı.
Yargıdan çıkan mutlak butlan kararının kamuoyuna duyurulmasıyla birlikte CHP Genel Merkezi önünde toplanan kalabalık ile basın mensupları arasında arbede yaşandı. Olay yerinde gelişmeleri takip eden CNN TÜRK muhabiri Murat Bekmezci müdahaleye maruz kalırken; TGRT Haber muhabiri Sait Kahraman ve kameraman Burak Taştan ise öfkeli grubun fiziki saldırısına uğradı.
"Demokratik toplum düzeniyle bağdaşmamaktadır"
Yaşanan şiddet olaylarının ardından TGC Yönetim Kurulu tarafından yapılan kurumsal açıklamada, gazetecilerin hedef alınmasının kabul edilemez olduğu belirtilerek şu ifadelere yer verildi:
"Gazetecilerin haber takibi sırasında baskıya, tehdide, fiziksel ya da sözlü saldırıya maruz bırakılması demokratik toplum düzeniyle bağdaşmamaktadır. Basın mensuplarının güvenli koşullarda görev yapabilmesi yalnızca gazetecilerin çalışma hakkının değil, aynı zamanda toplumun haber alma hakkının da temel güvencesidir. Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi’nde de vurgulandığı üzere gazeteciler; hiçbir baskı, ayrımcılık ve engellemeye maruz kalmadan görevlerini yerine getirebilmelidir."
"Yayın politikası ne olursa olsun mesleğe saygı duyulmalı"
Açıklamada, demokratik hukuk devletlerinde medyanın çeşitliliğine ve saha çalışanlarının can güvenliğine her koşulda saygı gösterilmesi gerektiğinin altı çizildi. TGC, toplumsal kesimlere ve yetkililere çağrıda bulunarak açıklamayı şu şekilde tamamladı:
"Gazetecinin çalıştığı kurum, yayın politikası ya da siyasi görüşü ne olursa olsun mesleki faaliyetlerine saygı duyulması demokratik hukuk devletinin gereğidir. Basın emekçilerine yönelik her türlü müdahale ve saldırı, yalnızca bireysel hak ihlali değil, aynı zamanda basın özgürlüğüne ve halkın doğru bilgiye erişim hakkına yönelik bir tehdit oluşturmaktadır. Siyasi partilerin, kamu otoritelerinin, güvenlik güçlerinin ve tüm toplumsal kesimlerin gazetecilerin görevlerini özgürce yerine getirebilmesi için gerekli hassasiyeti göstermesi gerekmektedir. Gazetecilere yönelik şiddet ve baskının normalleşmesine izin verilmemelidir."





