Yapay zekâ ve otomasyon teknolojileri gündelik hayatın hemen her alanına hızla nüfuz ederken, toplumun bu dönüşüme yaklaşımı giderek daha fazla tartışma konusu haline geliyor. Akademik araştırmalar, sürecin yalnızca teknik bir ilerleme olarak değil, aynı zamanda ciddi bir toplumsal kırılma alanı olarak algılandığını ortaya koyuyor. Yapay zekâya yönelik değerlendirmelerin; umut, verimlilik ve kolaylık beklentilerinden çok, güven kaybı, kontrol endişesi ve insanın geri plana itilmesi korkusu etrafında şekillendiği görülüyor.

Bu tabloyu ortaya koyan çalışmalardan biri, Çukurova Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Serkan Bulut tarafından yürütülen kapsamlı araştırma oldu. Avrupa’da gerçekleştirilen saha çalışmaları ve çok sayıda okuyucu yorumuna dayanan araştırma, otomasyonun toplumla kurduğu ilişkinin sanıldığı kadar iyimser bir zeminde ilerlemediğini gözler önüne seriyor.

“Toplum yapay zekâyı ilerlemeden çok bir risk alanı olarak görüyor”

Araştırma bulgularını değerlendiren Doç. Dr. Serkan Bulut, yapay zekâ ve otomasyon kavramlarının toplumda büyük ölçüde endişe verici, mesafeli ve eleştirel bir çerçevede algılandığını belirtti. Bulut’a göre, yurttaşların önemli bir bölümü otomatikleşen sistemlerin insan iradesini zayıflatacağına inanıyor. Bulut, bu durumu şu sözlerle özetliyor:

“Okuyucular ve katılımcılar, yapay zekâyı bir ilerleme vaadinden çok, kontrolün insandan teknolojiye kayması ihtimali üzerinden değerlendiriyor. Özellikle karar alma süreçlerinde insanın giderek etkisizleşmesi, güçlü bir kaygı kaynağı haline gelmiş durumda.”

Araştırmaya göre, tam otomasyon fikri toplumda belirgin bir dirençle karşılanıyor. İnsan-makine entegrasyonunun sınırlarının net olmaması, yapay zekânın bağımsız bir aktöre dönüşme ihtimali ve denetim mekanizmalarının belirsizliği, yaygın bir güvensizlik duygusunu besliyor. Yapay zekânın günlük yaşamın her alanına nüfuz etmesi ise birçok katılımcı tarafından “gözetim toplumu” endişesiyle birlikte ele alınıyor.

Gözetleme Toplumu Görsel(Görsel Yapay Zeka Tarafından Oluşturuldu)

Başkan Cömert Özen, Mikail ve Zeynep çiftinin nikâhını kıydı
Başkan Cömert Özen, Mikail ve Zeynep çiftinin nikâhını kıydı
İçeriği Görüntüle

Olumsuz algı, olumlu beklentilerin önünde

Araştırmada dikkat çeken bulgulardan birine değinen Serkan Bulut, yapay zekâya ilişkin olumsuz duygu ve düşüncelerin, olumlu yaklaşımların neredeyse iki katı olduğunu söyledi. Doç. Dr. Bulut, okuyucu yorumlarının analizinde korku, güvensizlik ve kontrol kaybı temalarının belirgin biçimde öne çıktığının da altını çizdi.

Bulut’a göre, toplumun önemli bir kesimi otomasyonun karar alma süreçlerini görünmez hale getirdiğini düşünüyor. Bulut, “Kim karar veriyor, hangi algoritma hangi ölçütlerle çalışıyor sorularının cevabı belirsiz kaldıkça, yapay zekâya duyulan güven zayıflıyor. Şeffaflık ve hesap verebilirlik eksikliği, bu teknolojilere mesafeli yaklaşımın temel nedenlerinden biri” şeklinde konuştu.

Kutuplaşma ve filtre balonları uyarısı

Araştırma, yapay zekâ destekli algoritmaların toplumsal kutuplaşmayı derinleştirebileceğine yönelik güçlü bir kaygıyı da ortaya koyuyor. Serkan Bulut, katılımcıların, benzer görüşlerin sürekli yeniden üretilmesinin bireyleri farklı düşüncelerle karşılaşmaktan uzaklaştırdığını ifade etti.

Doç. Dr. Bulut, bu duruma ilişkin değerlendirmesinde şu uyarıda bulunuyor:

“Algoritmalar yalnızca içerik sunmuyor, aynı zamanda düşünce sınırlarını da şekillendiriyor. Bu durum, tekdüze anlatıların güçlenmesine ve toplumsal ayrışmanın derinleşmesine yol açabilir.”

Toplum 5.0 yaklaşımına eleştirel bakış

Araştırma, teknolojinin insan refahını artıracağını savunan ‘Toplum 5.0’ yaklaşımına yönelik eleştirel bir bakışı da gündeme getiriyor. Bulut’a göre, bu yaklaşım toplumun geniş kesimleri tarafından aşırı iyimser bulunuyor.

“Yapay zekânın sunduğu imkânlar herkes için eşit değil,” diyen Bulut, özellikle yaşlılar, çocuklar, göçmenler ve ekonomik olarak dezavantajlı gruplar açısından otomasyonun daha kırılgan sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekiyor. Teknolojik ilerlemenin, insan merkezli bir yaklaşımla desteklenmediği sürece mevcut eşitsizlikleri derinleştirme riski taşıdığı vurgulanıyor.

“Sorun yapay zekâ değil, denetimsiz otomasyon”

Araştırmanın vardığı temel sonuçlardan biri ise net: Toplum açısından risk oluşturan unsur yapay zekânın varlığı değil, insan denetiminden kopmuş bir otomasyon anlayışı. Doç. Dr. Serkan Bulut, yapay zekânın tamamen reddedilmediğini, ancak mutlaka etik ilkeler ve kamusal denetimle birlikte ele alınması gerektiğini belirtiyor.

Bulut, çözüm için üç temel başlığa işaret ediyor: açık ve bağlayıcı yasal düzenlemeler, dijital ve yapay zekâ okuryazarlığının güçlendirilmesi ve dezavantajlı grupları koruyacak insan merkezli politikalar.

Araştırma, yapay zekâ çağında asıl sorunun “teknoloji ne yapabilir?” değil, “insan bu dönüşümü nasıl yönetecek?” sorusu olduğunu ortaya koyuyor. Otomatikleşen bir geleceğin kaçınılmaz olduğu kabul edilse bile, bu geleceğin nasıl bir toplumsal yapı üreteceği hâlâ insanın elinde.

Muhabir: Mahmut Aydın