2025 yılı, dünya genelinde su kaynaklarının geleceği açısından en kritik yıl olarak kayıtlara geçti. Nüfus artışı ve kontrolsüz tüketimin iklim değişikliğiyle birleşmesi, tatlı su döngüsünü geri dönülemez bir sürece soktu. Raporun detaylarını gazetemize değerlendiren Çevre ve İklim Değişikliği Uzmanı Oğuz Şahin, mevcut tablonun sadece çevresel değil, aynı zamanda jeopolitik bir tehdit oluşturduğuna dikkat çekti.

Dünya nüfusunun yarısı risk altında

Rapora göre, dünya nüfusunun yaklaşık yarısı yılın belirli dönemlerinde ciddi su kıtlığıyla mücadele ediyor. Özellikle Akdeniz havzası, Güney Asya ve Afrika Boynuzu en yüksek riskli bölgeler olarak işaretlenirken; aşırı hava olayları, buzulların erimesi ve ani seller tatlı su kaynaklarını hızla tüketiyor. Şahin, "2025 raporu açıkça gösteriyor ki; su artık ekonomik ve tarımsal bir güvenlik meselesidir. Mevcut alışkanlıklarla devam edilirse 2030 yılına kadar birçok bölgede geri dönüşü olmayan su stresi yaşanacak" ifadelerini kullandı.

Türkiye için yeraltı suyu uyarısı

Türkiye’nin de su stresi yaşayan ülkeler kategorisinde yer aldığını hatırlatan uzman Oğuz Şahin, yerel ölçekteki tehlikeye şu sözlerle vurgu yaptı: "Ülkemizde özellikle yeraltı su rezervlerindeki azalma korkutucu boyutlarda. Plansız kentleşme ve bilinçsiz tarımsal sulama, iklim değişikliğinin etkilerini iki katına çıkarıyor. Çözüm için entegre su yönetimi, yağmur suyu hasadı ve atık suyun geri kazanımı artık bir tercih değil, zorunluluktur."

Bakan Kurum açıkladı! Türkiye 17 günde 33 milyon şişe topladı
Bakan Kurum açıkladı! Türkiye 17 günde 33 milyon şişe topladı
İçeriği Görüntüle

Küresel iş birliği için son uyarı

WMO raporu, ülkeler arası veri paylaşımı ve erken uyarı sistemlerinin güçlendirilmesinin hayati önem taşıdığını vurguluyor. Su krizinin sınır tanımadığını belirten Şahin, uluslararası toplumun ortak akılla hareket etmesi gerektiğini ifade ederek, 2025 yılının bu gidişatı tersine çevirmek için "son uyarı" niteliğinde olduğunu sözlerine ekledi.

Kaynak: Haber Merkezi