Meme Kanseri Farkındalık Ayı dolayısıyla Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde düzenlenen basın toplantısında, Sağlık Bilimleri Üniversitesi Adana Tıp Fakültesi Dekanı ve Tıbbi Onkoloji Kliniği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Timuçin Çil ve Tıbbi Onkoloji Kliniği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Berna Bozkurt Duman, hastalığın erken teşhis, tedavi ve genetik yatkınlık yönlerine dair önemli bilgiler paylaştı.
"ERKEN TANI TEDAVİ BAŞARISINI ARTTIRIYOR"
Sağlık Bilimleri Üniversitesi Adana Tıp Fakültesi Dekanı ve Tıbbi Onkoloji Kliniği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Timuçin Çil, "Tabi meme kanseri çok sık görülüyor. Görünme oranında hızla arttığını görüyoruz. Meme kanseri kadınlarla özleşmiş bir hastalık olarak tanımlanabilir. Her yedi kadından birinde hastalığın bir döneminde ya da sekiz kadından birinde yaşamının bir döneminde meme kanseri olacağını düşünüyoruz ya da öyle olacağı görülüyor. Meme kanseri tabii son yıllarda tedavi seçeneklerinin hızla arttığı bir hastalık grubu. Özellikle erken evre hastalıkta tedavi başarısı çok yüksek. İleri evre hastalıkta da yeni tedavilerle, akıllı tedavilerle immünoterapi gibi yeni tedavi seçenekleriyle başarı oranı hızla arttığını görmüş oluyoruz. Ama temelde tabii biz kimse kanser olmasın istiyoruz olunacaksa da erken dönemde yakalansın istiyoruz. Temel amaçlarımızdan biri. Meme kanserinde meme kanseri tanımasının sık yapıldığı bir hastalık grubu. Taramayla erken dönemde hastalık yakalanabiliyor ve tedavi başarısı çok artıyor. Tabii meme kanseri olunmaması için de en önemli hedeflerden biri bence geleceğin önümüzdeki on yılın ya da on beş yılın en önemli konusunu o oluşturuyor. Meme kanseri olabilecek kişilerin saptanması. Genetik yatkınlığı olan kişilerin belirlenmesi. Bu genetik testlerle yapılıyor. Bugün bunu yapmak mümkün. Biz kendi merkezimizde de bunu yapabiliyoruz" diye ifade etti.
"HER İKİSİNİN ALINMASINI DAHİ ÖNEREBİLİYORUZ"
Prof. Dr. Timuçin Çil, "Özellikle riskli grupları. Ailesinde meme kanseri olanlarda, annesinde, teyzesinde, kız kardeşinde meme kanseri olanlarda ya da yumurtalı kanseri olanlarda bir genetik tetkik yapıyoruz. O genetik tetkikte pozitif çıkarsa hastaya her ikisinin alınmasını dahi önerebiliyoruz meme kanseri olmadan. Geleceğin bence en önemli konusu bu. Genetik yatkınlık üzerinden meme kanseri olabilecek kişilerin belirlenmesi ve meme kanseri olmadan bunlara önlem alınması. Bu sistemik tedavi yani bir hap yöntemiyle de olabilir. Ya da cerrahi yöntemle memenin memelerin alınması şeklinde Olabilir. Bence geleceğin en önemli koruyucu meme kanseri koruyucu hekimlik yaklaşımının bu olacağını düşünüyorum. Tabi çevresel faktörler var, Beslenme alışkanlıkları var. Hormonlara maruziyet var. Bunlar meme kanserini artırıyor. Ama en önemli şey genetik yatkınlıktır" şeklinde konuştu.
"MEME KANSERİ SADECE KADIN HASTALIĞI DEĞİLDİR"
Tıbbi Onkoloji Kliniği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Berna Bozkurt Duman, "Genel olarak toplumdaki bilginin aslında meme kanseri sadece bayanlara ait bir kanser gibi bir bilinç var. Ancak olan hastalar ve çevresindekiler farkında ama meme kanseri erkeklerde de görülebilen bir kanser tipidir. Son yıllara bakıldığında özellikle son yirmi beş yılda yirmi altı oranında bir artış tespit edilmiştir. Bu popülasyona bakıldığında yüz binde sıfır beş gibi Tabii ki bir bayan meme kanseri yani kadınlarda görülen meme kanseri sıklığı erkeklerde görülmez fakat erkeklerde de son yıllarda artan bir sıklık söz konusudur. Tabii ki burada belirleyici bazı risk faktörleri de var. Kadınlarda olduğu gibi genetik mutasyonlar var. BRCA mutasyonu. BRCA bir mi? BR iki mutasyonu. Özellikle BRCA2 mutasyonu olan, aile öyküsü olan erkeklerde risk neredeyse yüz kata yakın artmaktadır. Evet, genel toplumda görülen kanser tiplerine göre nadir fakat artan görünme sıklığı nedeniyle farkında olunması gereken bir kanser tipidir. Peki handikapları nelerdir? Çok iyi biliyoruz, meme kanseri kadınlarda oturmuş bir tarama yöntemine sahiptir. Yani belli aralıklarla meme kanseri kadınlarda taranır. Erkeklerde insidansın daha seyrek olması nedeniyle rutin bir tarama yöntemi yoktur. Dolayısıyla burada kişilere büyük görev düşüyor. Meme dokusunda tespit ettikleri genellikle ortaya çıkış şekli ele gelen kitledir bir meme dokusunda. Mutlaka bunu göz ardı etmemeleri lazım. Yani bu hastalıklar ve kadınlara ait olan bir hastalık değil. Erkeklere de ait olan bir hastalıktır. Erkeklerde de özellikle aile öyküsü yoğun mutlaka BRCA mutasyonu varsa alarm olunması gerekiyor. Yani büyük olasılıkla çevresel faktörler. Çünkü kadınlardaki kadar hani hormonu duyarlı bir tümör olduğunu biliyoruz" dedi.
"KİŞİLERDE DAHA SIK GÖRÜLME İHTİMALİ VAR"
Prof. Dr. Berna Bozkurt Duman, "Kadınlardaki risk faktörü çok iyi tanımlanmış fakat erkeklerdeki risk faktörleri tam olarak ortaya konmamış hani kadınlarda çünkü daha çok görülen ve daha çok araştırılan bir kanser tipi. Çevresel faktörlerin etkili olma ihtimali yüksek. Bir de tabii şu da var farkındalık da arttı. BRCA mutasyonlarının yani bu genetik mutasyonların tespiti tespit ihtimali bizim merkezimizde de yapılıyor. Bunlarla ilgili farkındalıklar da arttı. O yüzden bu tanısal süreçlerin de gelişmesi nedeniyle daha çok tespit ediliyor. Belki bana risk faktörlerini sormak isteyebilirsiniz. Burada çok net tanımlanmış şudur dediğiniz risk faktörü olmamakla birlikte işte bazı testiküler yani test sistemiyle anomaliler, bazı sendrom çeşitleri ya da daha önceden mesela lenf bezi kanseri ya da farklı bir kanser nedeniyle meme bölgesine radyoterapi almış kişilerde daha sık görülme ihtimali var. Birde tabikii genel olarak biz kanser için söylüyoruz. Obezite, hareketsiz bir yaşam, doğru beslenmenin olmaması gibi koşullarda diğer kanserlerdeki insidansı arttırdığı gibi erkek meme kanserinde de arttırabilir. Dolayısıyla yaşam koşullarını düzeltmek bu bağlamda yani kanserde, erkeklerde de meme kanserinde de riski azaltabilen bir faktör" diye ifade etti.




