TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası (JMO) Adana Şube 2. Başkanı Meltem Akdoğan, 15 Ekim Uluslararası Jeoetik Günü kapsamında yaptığı açıklamada, insanlığın karşı karşıya olduğu çevresel sorunların çözümünde bilimsel bilginin yanı sıra etik sorumluluğun da büyük önem taşıdığını belirtti. İklim değişikliği, doğal afetler, doğal kaynakların tükenmesi ve plansız kentleşme gibi sorunların yalnızca teknik yöntemlerle çözülemeyeceğine dikkat çeken Akdoğan, farklı disiplinlerin ortak sorumluluk anlayışıyla hareket etmesi gerektiğini vurguladı.
Dünya'nın geleceğinin yalnızca bilim insanlarının veya karar vericilerin sorumluluğunda olmadığını ifade eden Akdoğan, toplumun bütün kesimlerinin doğanın korunması ve sürdürülebilir yaşam koşullarının oluşturulması konusunda sorumluluk üstlenmesi gerektiğini dile getirdi.
2026 yılının teması: Disiplinler arasında köprü kurmak
Uluslararası Jeoetiği Teşvik Derneği (IAPG) tarafından 2026 yılı için belirlenen “Disiplinler Arasında Köprü Kurmak, Sorumlulukları Birleştirmek” temasına dikkat çeken Akdoğan, çevresel sorunlarla mücadelede farklı bilim alanları arasında güçlü bir iş birliği kurulmasının önemini anlattı.
Günümüzde iklim değişikliği, ekosistemlerin bozulması, doğal afetler, çevresel adaletsizlik ve hızlı kentleşme gibi sorunların giderek karmaşık hale geldiğini belirten Akdoğan, bu sorunların yalnızca bilimsel verilerle değil, toplumsal etkileri ve etik boyutlarıyla da değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Akdoğan, doğaya ilişkin bilgi sahibi olmanın tek başına yeterli olmadığını, bu bilginin nasıl kullanıldığının ve alınan kararların sonuçlarının da dikkate alınması gerektiğini ifade etti.
Bilimsel bilgi toplumsal yarar için kullanılmalı
Jeoetik kavramının, yerbilimsel bilginin üretilmesi, paylaşılması ve uygulanması süreçlerinde insan ile Dünya arasındaki ilişkinin etik boyutlarını ele aldığını belirten Meltem Akdoğan, bilimsel çalışmaların toplumsal yarar gözetilerek yürütülmesi gerektiğini vurguladı.
Yerbilimlerinin yalnızca kendi çalışma alanlarıyla sınırlı kalmaması gerektiğini ifade eden Akdoğan, doğa bilimleri, sosyal bilimler, sağlık bilimleri, mühendislik, hukuk, ekonomi, eğitim ve kamu politikaları arasında etkili bir iletişim kurulmasının önemine dikkat çekti.
Farklı disiplinlerin bilgi ve deneyimlerinin ortak bir zeminde buluşturulmasının, çevresel ve toplumsal sorunlara daha kalıcı çözümler geliştirilmesine katkı sağlayacağını belirten Akdoğan, karar alma süreçlerinde bilimsel doğrular kadar toplumsal sorumluluğun da gözetilmesi gerektiğini kaydetti.
Türkiye'de afet yönetiminde etik sorumluluk vurgusu
Türkiye'nin aktif fay hatları, deprem tehlikesi, su ve maden kaynakları, kıyı alanları ve hızlı kentleşme yapısıyla jeoetik yaklaşımın önem taşıdığı ülkeler arasında bulunduğunu belirten Akdoğan, özellikle afet yönetiminde bilimsel bilgi ile kamusal sorumluluğun birlikte ele alınması gerektiğini söyledi.
Büyük depremlerin ardından edinilen deneyimlerin, yalnızca mühendislik önlemlerinin yeterli olmadığını gösterdiğini ifade eden Akdoğan, afet risklerinin azaltılmasında eğitim, toplumsal farkındalık, adalet ve etik karar alma süreçlerinin de belirleyici olduğunu dile getirdi.
Akdoğan, afetlere karşı daha dirençli ve güvenli bir toplum oluşturulabilmesi için bilimsel verilerin doğru kullanılmasının yanı sıra alınan kararların sonuçları konusunda sorumluluk üstlenen bir yönetim anlayışına ihtiyaç duyulduğunu vurguladı.
Doğal kaynakların korunması için ortak hareket edilmeli
Doğal kaynakların kullanımı, kentsel planlama, afet risklerinin azaltılması ve jeolojik mirasın korunması gibi konulara da değinen Meltem Akdoğan, bu alanlarda alınacak kararların yalnızca teknik imkânlara göre belirlenmemesi gerektiğini ifade etti.
Bilim insanları, karar vericiler, eğitim kurumları, yerel yönetimler ve toplum arasında güvene dayalı iş birliğinin geliştirilmesi çağrısında bulunan Akdoğan, karar süreçlerinde etik sorumluluğun ön planda tutulmasının önemine dikkat çekti.
Akdoğan, bu kapsamda “Ne yapabiliriz, ne yapmalıyız ve bunu kimin sorumluluğunda gerçekleştirmeliyiz?” sorularının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Bu yaklaşımın bilimsel olanakların toplumsal yarar doğrultusunda kullanılmasına katkı sağlayacağını ifade eden Akdoğan, doğal kaynakların korunması ve daha yaşanabilir kentlerin oluşturulması için ortak sorumluluk bilincinin güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.
“Gelecek kuşaklara karşı da sorumluyuz”
Sürdürülebilirlik kavramının yalnızca doğal kaynakların korunmasıyla sınırlı olmadığını belirten Akdoğan, gelecek kuşakların yaşam hakkının ve ihtiyaçlarının da bugünden alınan kararlarda gözetilmesi gerektiğini vurguladı.
Dünya'nın geçmişin izlerini, bugünün yaşamını ve gelecek nesillerin yaşam olanaklarını bir arada barındıran ortak bir yaşam alanı olduğunu ifade eden Akdoğan, bilimsel bilginin, sorumluluğun ve karar alma süreçlerinin kuşaklar arasında adil biçimde paylaşılmasının önemine işaret etti.
Doğaya ilişkin kararların yalnızca bugünü değil, gelecek nesillerin yaşam koşullarını da etkilediğini belirten Akdoğan, çevresel sorunların çözümünde uzun vadeli ve sorumluluk odaklı yaklaşımların benimsenmesi gerektiğini kaydetti.
Akdoğan: “Dünya ile uyum içinde yaşamak hepimizin sorumluluğu”
15 Ekim Uluslararası Jeoetik Günü dolayısıyla toplumun bütün kesimlerine çağrıda bulunan JMO Adana Şube 2. Başkanı Meltem Akdoğan, bilimsel bilgi ile etik değerlerin birbirinden ayrı düşünülmemesi gerektiğini belirtti.
Akdoğan, açıklamasında “Dünya’yı anlamak bilimsel bir sorumluluktur; Dünya ile uyum içinde yaşamak ise hepimizin ortak etik sorumluluğudur” ifadelerini kullandı.
Jeoetik yaklaşımın yaygınlaştırılmasının daha bilinçli kararların alınmasına, doğal kaynakların korunmasına ve gelecek kuşaklara daha yaşanabilir bir Dünya bırakılmasına katkı sağlayacağını vurgulayan Akdoğan, farklı disiplinler arasında kurulacak iş birliklerinin ortak sorumluluk anlayışını güçlendireceğini ifade etti.




